PROJE ÖDEVLERİ
ÖDEVLER  
  Ana Sayfa
  İletişim
  METİN2
  BİLMECELER
  KONGRELER
  ANTLAŞMALAR
  İŞGALLER VE SAVAŞLAR
  ÇANAKKALE SAVAŞI
  SES UYUMLARI
  SES OLAYLARI
  NOKTALAMA İŞARETLERİ
  MATEMATİK
  FEN BİLGİSİ
  REKLAMLAR
  TÜRKİYE
  BURÇLAR
  NOT
Somaklonal varyasyon Vikipedi, özgür ansiklopedi Git ve: kullan, ara Somaklonal varyasyon, doku kültürü ortamına alınmış somatik hücrelerde meydana gelen varyasyon. Bu varyasyon, mutasyon ve epigenetik varyasyona bağlı olarak meydana gelmektedir. Mutasyon kalıcıdır, epigenetik varyasyon ise genetik karakterlerde olmayan varyasyonlardır. Bu metotla hastalıklara, böceklere, tuzluluğa dayanıklı çeşitler elde edildiği gibi yeni çiçek renklerine sahip çeşitlerde oluşturulmuştur. Yine somaklonal varyasyonla yulafta bitki boyu, şekil ve rengi, soğanda yumru büyüklüğü ve şekli tipler elde edilmiştir. Ayrıca bu metot domates, patates, şeker kamışı ve tütün türlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
İŞGALLER VE SAVAŞLAR

Batı Cephesi (Birinci Dünya Savaşı)

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara
Batı Cephesi (Birinci Dünya Savaşı)
Birinci Dünya Savaşı
Batı Cephesinde siper savaşı
Batı Cephesinde Alman ve İtilaf kuvvetleri savaşın önemli bir kısmını siper savaşları şeklinde geçirdi.
Tarih 19141918
Bölge Belçika ve Fransa
Sonuç İtilaf Devletleri kazandı.
Taraflar
Belçika

Britanya İmparatorluğu

Fransa ve Denizaşırı Fransız İmparatorluğu
Portekiz[7]
Birleşik Devletler

Alman İmparatorluğu
Kumandanlar
Maréchal Ferdinand Foch Moltke --> Falkenhayn --> Hindenburg ve Ludendorff --> Hindenburg ve Groener
Kayıplar
~4,800,000 Bilinmiyor


I. Dünya Savaşı'nda Batı Cephesi, Almanya'nın batısında kalan Avrupa topraklarında, esas olarak Belçika, Hollanda ve Fransa'yı içine alan cephedir.

Konu başlıkları

[gizle]

1914 yılı [değiştir]

Almanya’nın savaş stratejisi, Schlieffen Planı’na dayanmaktadır. Bu plana göre; seferberliğini iki haftada tamamlayabilecek olan Fransa 39 günde savaş dışı bırakılacak ve müteakiben doğu cephesine dönülerek seferberliğini geniş coğrafyası içerisinde en az altı haftada ve güçlükle tamamlayacağı değerlendirilen Rusya'ya taarruz edilecekti.

Batı Cephesi savaşları 4 Ağustos 1914 tarihinde Alman ordularının Belçika’ya saldırmasıyla başlamıştır. Ancak Belçika ordusu hiç umulmadık bir direnme gösterdi. Alman birlikleri Liege kentini, planlandığı gibi 24 saat sonunda değil, 13 günlük çatışmanın ardından ele geçirip Fransa içlerine ilerlemek zorunda kaldılar.

Fransa topraklarında ilerleyen Alman orduları, Paris’e 70 km. kala, Marne nehri geçişlerinde sert bir Fransız direnişiyle karşılaştılar. 6-12 Eylül tarihlerindeki, I. Dünya Savaşı’nın en kanlı savaşlarından olan Marne Savaşı ardından Batı Cephesi’nde hatlar kilitlenmiştir. İki taraf da siperlere yerleştiler ve defalarca yenilenen karşılıklı taarruzlardan bir sonuç elde edemediler.

1915 yılı [değiştir]

Siperden sipere karşılıklı taarruzlar 1915 yılı boyunca da yenilenmiştir. Her iki taraf açısından da ağır kayıplara karşın cephe hattında sonuç alıcı bir değişme olmamıştır. 1915 yılı Batı Cephesi savaşlarının önemli bir yanı da ilk kez zehirli gaz kullanılmış olmasıdır.

1916 yılı [değiştir]

Rusya’nın askeri gücünün artık zayıflamış olduğunu düşünen Alman Genel Kurmay Başkanı Erich von Falkenhayn, önemli ölçüde takviye ettiği kuvvetlerle Verdun üzerinden genel bir taarruz başlattı. 21 Şubat 1916 tarihinde başlayan Verdun Savaşı 24 km.lik dar bir cephe hattından yoğun bombardımanla başlatılmıştır. Başlangıçta Fransız birliklerinde dağılma belirtileri ortaya çıkmışsa da Mareşal Petain yeni yollar açtırarak cepheyi sürekli olarak cephane yönünden desteklemiştir. Fransız topçu bataryalarının sürekli ve etkili ateşi, Alman ilerlemesini güçleştirmiş, sonunda ise durdurulmasında önemli unsur olmuştur. I. Dünya Savaşı'nın en kanlı savaşlarından olan Verdun Savaşı, taraflara toplam 650 binin üzerinde kayba malolmuştur.

Haziran ayı sonuna kadar Alman birlikleri yine de düzenli ama ağır da olsa ilerleme kaydetmişlerdi. Ancak Fransız ve İngiliz Yurtdışı Sefer kuvvetinin Somme ırmağı kıyılarında başlattıkları karşı taarruz, Alman ilerlemesini durdurmuştur. Dört ay süren Somme Savaşı’nda Alman birlikleri eski mevzilerine çekilmek zorunda kalmışlardır. Ağır kayıplarla sonuçlanan Somme Savaşları da Alman kuvvetlerini Fransız topraklarından çıkartmakta beklenen başarıya ulaşmamıştır.

1917 yılı [değiştir]

1916 yılında yaşanan başarısızlıklar üzerine R.G. Nivelle Fransız Orduları Başkomutanlığına atandı. Nivelle, Fransız ordularının baş rolü oynayacağı bir genel karşı saldırıyla Almanları Fransa topraklarından çıkartmayı öngören bir savaş planı önermiştir. İngiliz birliklerince cephenin kanatlarından yapılacak tespit taarruzlarının hemen ardından Fransız birliklerinin cephenin merkez bölümünde başlatacakları bir karşı taarruz planıdır bu. Plan konusunda İngiliz hükümetiyle mutabakat ancak Nisan ayı sonlarında sağlanabildi. Bu arada Almanlar ise merkez bölgeyi takviye ettiler ve bir miktar geri çekilerek boşalttıkları bölgeyi mayınladılar. Neticede Fransız saldırısı ağır kayıplarla başarısız olmuştur.

Temmuz ayında İngiliz birliklerinin başlattıkları saldırılar, cephe hattında kayda değer bir değişme yaratmadığı gibi 250 bin kayba yol açmıştır. Orduda, yer yer ayaklanmalara kadar varan huzursuzlukları bastıran General Petain’in yürüttüğü taarruzlar ise bazı stratejik noktaların ele geçirilmesiyle sonuçlanmıştır.

1918 yılı [değiştir]

İtilaf Devletleri açısından Batı Cephesi’nde 1918 yılının ilk aylarındaki temel sorun, Alman kuvvetlerinin Doğu Cephesi’nden aktardıkları kuvvetler karşısında, Amerikan birlikleri kıtaya ulaşıncaya kadar direnebilmektir.

Alman saldırısı 21 Mart 1918 tarihinde başlatılmıştır. Kısmı başarılar sağlayan Alman taarruzları, Temmuz ayı ortalarında Fransız birliklerinin hafif tankların desteğinde giriştikleri karşı saldırılarla durmuş, hemen ardından da düzensiz bir geri çekilmeye dönüşmüştür.

Eylül ayında Amerikan birliklerinin de katıldığı bir harekat planlanmıştır. Bu plana göre İtilaf Orduları dört kol üzerinden saldırıya geçerek Alman cephesinin geri bağlantısını keseceklerdir. Çeşitli nedenlerle bu amaca ulaşılmamış olmasına karşın harekat Alman Genel Kurmayı üzerinde savaşın geleceği ile ilgili genel bir umutsuzluk yaratmıştır. 3 Ekim 1918 tarihinde ABD ile gizli ateşkes görüşmelerine başlanmıştır.

İlgili Filmler [değiştir]

  • 'Im Westen nichts Neues', (1930) Fragman
Wikipedia sizin bağışlarınıza dayanmaktadır: lütfen bugün bağış yapın.
$3.070.878
 
Wikipedia'yi destekleyin: kâr amacı gütmeyen bir proje.
 
Wikipedia'yi destekleyin: kâr amacı gütmeyen bir proje. — Şimdi bağış yapın

Bitlis İşgali

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara
Bitlis İşgali
Kafkasya Cephesi

Atatürk Bitlis'te
Tarih Şubat - 8 Ağustos 1916
Bölge Bitlis
Sonuç Bitlis'in geri alınması
Taraflar
Osmanlı Devleti Rusya İmparatorluğu
Kumandanlar
Mustafa Kemal General Maslofski


Öncül hareket [değiştir]

Temmuz 1915'te Ruslar Bitlis’i işgal etmek için Başhan mevkiine gelmiştir.[1] Bitlis halkı göç için yollara düşmüştür. Ancak Bitlis’teki yerli Türk halkın ve milis kuvvetlerin savunması sonucunda Ruslar Bitlis’e giremeyerek geri çekilmiştir.

Ana hareket [değiştir]

Şubat 1916'da Rus askeri ve Ermeni gönüllü tugayları tekrar Bitlis'e gelmiştir. Bitlis’i savunan kuvvetlerin toplamı 1400-2000 kişi arasındadır. Bu birliğin 600 kişilik kısmı milis kuvvetlerden teşekkül etmişti. Piyade Yarbay Ali Çetinkaya komutasındaki Türk birliği, silah, cephane ve asker bakımından kendisinden çok fazla olan Rus ve Ermeni birlikleriyle savaşmak zorunda kalmıştır. Bütün direnmelere rağmen, 3 Mart 1916 günü Bitlis işgal edilmiştir.

İşgalden sonra özellikle Rus birliklerinin içerisinde General Antranik’in Ermeni Gönüllü Tugayları şehir merkezine dağılarak, zamanında göç edememiş kimsesiz, yaşlı ve hastaları katletmeye başlamışlardır. Bu durumu Rus Generali Maslofski şöyle anlatmaktadır:

"Bitlis’in zaptından sonra 3 Mart öğle zamanı Antranik’in komutasındaki 1 inci Ermeni Taburu gece hücumundan evvel arkada bırakılmış olduğundan, boğaza girerken müsaade almadan şehre girmiş ve birçok Türk ailelerin toplanmış oldukları Amerikan Hastanesine koşmuşlar ve intikam kastiyle öldürmeye teşebbüs etmişlerdir."

Bitlis Geçitleri’nin Rusların eline geçmesi Diyarbakır, Adana, Halep, Bağdat yolunun açılması demekti. Bitlis’in acil olarak geri alınması için XVI Kolordu (Osmanlı) Bitlis cephesine gönderilmesine ve Mustafa Kemal’in atamasına karar verilmiş.

Mustafa Kemal, 27 Mart tarihinde ile ulaşmış daha sonra karargâhını kurmuş olduğu Silvan’a geri dönmüştür. Temmuz ayı sonlarında taarruz için tekrar Bitlis’e gelmiştir. 1 Ağustos 1916 tarihinde taarruz emri verilmiş, 8 Ağustos 1916 tarihinde Bitlis işgalden kurtulmuştur. Anadolu’da işgal edilen vilayetler içinde geri alınan ilk şehirdir.

Kaynak [değiştir]

  1. ^ Bitlis

Ardahan Harekâtı

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara
Ardahan Harekâtı
Kafkasya Cephesi
Tarih 27 Aralık 1914
Bölge Ardahan
Sonuç Rus zaferi
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Rusya İmparatorluğu
Kumandanlar
Major Stange  ?
Güçler
3. Piyade Alayı  
Kayıplar
 ?  ?


Sarıkamış öncesi 3. Kolordunun yükünü azaltmak için Rusların kuvvetlerini ana saldırı yönünden uzaklaştırmak üzere 3. Piyade Alayı bulunduğu Trakya mevkinden Çoruh'a taşınmasına ve başına Alman binbaşı Colonel Strange'in getirilmesi karar verilmiştir. Görevin amacı Rusları Batum kıyıları üzerinde tutmak olarak belirlenmiştir. 3. Piyade Alayı İstanbul'u Yavuz zırhlısıyla terk edip Rize'ye gelmiş. Rize'de 2.000 kadar gönüllü saflarına katıldıkdan sonra Ardahan'a 27 Aralık'ta ulaşmıştır. Bu birlik birkaç gün sonra Rus piyadeleri ve bir süvari birliği tarafından püskürtülmüştür. Birlik bu bölgede iki ay Ruslarla çarpıştıktan sonra 1 Mart 1915 Çoruh'a geri çekilmiştir. Böylece Ardahan Harekâtı Osmanlı İmparatorluğu için başarısızlıklarla sonuçlanmıştır.

Erzincan Savaşı

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara
Erzincan Savaşı
Kafkasya Cephesi
Tarih 2 Temmuz 1916
Bölge Erzincan
Sonuç Rus zaferi
Taraflar
Osmanlı Devleti Rusya İmparatorluğu
Kumandanlar
Vehip Paşa General Yudenic


Erzincan Savaşı (2 Temmuz 1916), I. Dünya Savaşı esnasında bir Rus ordusu ile Osmanlı Ordusu arasında geçen ve Rus zaferiyle sonuçlanan bir savaştır.

Malazgirt Savaşı (1915)

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara
Malazgirt Savaşı (1915)
Kafkasya Cephesi
Rusya Kafkasya önlerinde
Tarih 10-26 temmuz 1915
Bölge Malazgirt / Osmanlı Devleti
Sonuç Taktik olarak Rusya zaferi
Taraflar
Rusya İmparatorluğu Osmanlı Devleti
Kumandanlar
General Ogonovski Kerim Paşa
Güçler
22.000 40.000
Kayıplar
10.000 6.000 esir

Malazgirt savaşı,I. Dünya Savaşı' nın Kafkasya cephesi savaşıdır. Her iki tarafında ağır kayıpları olmasına rağmen, yerin durumu savaşın sonunu biraz değiştirmiştir. 10 Temmuz 1915 de Rus generali Oganovsky Malazgirt'in batı kanadında bulunan tepelerini elde etmek için bir saldırı başlattı. Osmanlı kuvvetlerinin bu alanda zayıf olduğunu düşünüyordu. Fakat Osmanlı kuvvetleri Rusların bilmediği çeşitli bölgelerde 40.000 den fazla insan içeriyordu. 16 Temmuz'da Osmanlı Ordusu Abdul Kerim paşa komutası altında bir karşı hücüm yaptı. Rus Ordusu sayıca 3-1 olarak üstündü. General Oganovsky Malazgirt'e gerilemeye zorlandı. Ve Osmanlı Ordusu onun yük vagonu trenini ele geçirdiler. 20 Temmuz'da Ruslar Malazgirt'ten püskürtüldüler. Rusya'nın Kafkasya Cephesi komutanı General Yudenich, Rusya'nın kalitesiz haberleşmesinden dolayı 22 Temmuz'a değin Rus birliklerinin çekilmekte olduğunu öğrenemedi.
General Yudenich kuvvetlerini yeniden grup halinde topladıysa Rusya'nın kayıpları yaklaşık 10.000 olarak rapor edildi.
Malazgirt yeniden istila edildi fakat Yudenich bunu daha fazla sürdürmeye yetecek geniş kuvvete sahip değildi.

Netice [değiştir]

Rus Ordusu Malazgirt'de Osmanlı Ordusuna göre sayıca 3-1 üstündü. Osmanlı Ordusu saldırırsa ordusunun tahrip olacağının farkına vararak Yudenich geri çekilme emri verdi. Ruslar Malazgirt'ten ve tüm Van bölgesinden geri çekildiler. Bu Van şehrini Osmanlı ataklarına açık bırakıyordu ve Osmanlılar 22 Ağustos'ta şehri ele geçirdi. Mamafih, Osmanlı Kuvvetleri'nin Kara Killisse Savaşı (1918)'ın da yenilmesinden sonra tekrar kaybediliyordu.

Rus moralini etkilemek [değiştir]

Savaş sonucu kesin değil iken, toprağın durumu biraz değiştirdi. Rusya savaştan taktik olarak zaferle çıkıyordu. Bu Rusların moralini artırdı. Bu küçük zafer Doğu Cephesi (Birinci Dünya Savaşı)'nda devam eden kayıpların ertelenmesine izin veriyordu. [kaynak belirtilmeli]

Wikipedia: Hayatı Kolaylaştırır.
$3.070.878
 
Wikipedia'yi destekleyin: kâr amacı gütmeyen bir proje.
 
Wikipedia'yi destekleyin: kâr amacı gütmeyen bir proje. — Şimdi bağış yapın

Trabzon İşgali

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara
Trabzon İşgali
Kafkasya Cephesi
Tarih 18 Nisan 1916 - 24 Şubat 1918
Bölge Trabzon
Sonuç Osmanlı Zaferi
Taraflar
Osmanlı Devleti Rusya İmparatorluğu


Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti'nde en yoğun etkilenen illerden biri Trabzon'dur. Ruslar Osmanlı Devleti'ne savaş ilan edip, 1 Kasım 1914'den itibaren doğu hudutunu aşarak Türk topraklarında ilerlemeye başladı. Doğu Karadeniz kıyılarını alıp, Anadolu'yu ele geçirmeyi hedefleyen Rus orduları karşısında, Osmanlı Devleti 3 Kasım'da Almanya yanında savaşa katıldı ve 14 Kasım'da Cihad-ı Mukaddes ilan etti.

Konu başlıkları

[gizle]

Deniz Operasyonları [değiştir]

Rus savaş gemilerinin Karadeniz limanların bombardıman etmesi ile Trabzon büyük yaralar almaya başlamıştır. Nitekim 17 Kasım 1914'te yirmiüç parçalık bir Rus donanması Trabzon'u bombardıman ederek büyük tahribata ve can kaybına sebep oldu. Bombardımanlar devam etti. Trabzon 8 Şubat ve 11 Şubat 1915'te Rus bombardımanı ile büyük ölçüde tahrip oldu, 1000'den fazla insan öldü.

Bu sırada Türk savaş gemisi Yavuz Trabzon'a geldi. 32 ağır makineli tüfek, bir batarya, dağ topu ve bazı askeri levazımat ile Kafkasya cephesinde kullanılmak üzere iki uçak getirdi.

 

Kara Operasyonları [değiştir]

1916 [değiştir]

Ruslar 23 Ocak 1916'dan itibaren kıyı saldırılarını yoğunlaştırdılar. 17 savaş gemisinin desteklediği bu saldırılar sonunda Türk birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı.

Daha çok bilgi için: Erzurum Savaşı (1916)

İstanbul'dan istediği yardımı alamayan Üçüncü Ordu Komutanı Kamil Paşa, birliklerini Ilıca'ya doğru geri çekince 16 Şubat 1916'da Ruslar Erzurum'u işgal etti.

Rus kuvvetleri, donanmanın desteğini de alarak 24 Şubat 1916'da Rize'yi işgal ettiler. Of sınırına dayanan Ruslara karşı Baltacı Deresi'nde yöre halkından oluşan kuvvetlerin de yardımıyla Türk askeri birlikleri savunma yaptılar. Rus ordusunu 20 gün durdurmayı başaran Türk birlikleri, Rusların denizden ve karadan saldırılarının yoğunlaşması ve bu arada hiçbir yerden destek gelmemesi sonucu geri çekilince, 15 Mart 1916'da Of İlçesi Rusların eline geçti. Daha sonra Sürmene işgal edildi ve Ruslar Trabzon kapılarına dayandı.

18 Nisan 1916'da Trabzon Rumlarından bir heyet, Türklerin 15-16 Nisan şehri boşalttığını işgal kuvvetleri komutanı General Lyhkov'a bildirerek kendisini şehre davet etti. Erzurum Caddesinden Belediye Meydanına giren işgal kuvvetleri şehri teslim aldı. Göç edemeyerek şehirde ve köylerde kalan Müslüman halk mağdur bırakılmış, işkence görmüştür. Özellikle yerli azınlıkların bu eylemlerde yer aldığı ve yağmalama yaptığı öne sürülmüştür.

1/6 1916-5-23 Trabzon 2086

1917 [değiştir]

1917'de Rusya'da Bolşevik ihtilali olur. Geri çekilmek zorunda kalan Ruslarla Türkiye arasında 18 Aralık 1917'de Erzincan Antlaşması yapılır.

1918 [değiştir]

Bu antlaşmaya Ermeniler uymayıp, Türkler aleyhinde katliamlara girişince, Ordu Komutanı Vehip Paşa'ya ileri harekat emri verildi. 11 Şubat 1918'de genel hareket emrini alan Türk ordusu, bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diğer koldan Trabzon'lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37. Tümen; Giresun'dan 123. alay ile takviye edilerek Trabzon üzerine yola çıktı.

Bölgedeki çeteleri de temizleyerek ilerleyen birliklerimiz 15 Şubat 1918'de Vakfıkebir'i, 18 Şubat 1918'de Akçaabat'ı geri aldı. Birkaç gün içinde çevreyi kontrol altına alan Türk birlikleri 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girdi.

Osmanlı Devleti, Brest-Litovsk Anlaşması ile doğudaki topraklarını istiladan kurtardı.

Etkileri [değiştir]

Göçen halk döndüklerinde büyük oranda yıkılmış bir şehirle karşılaşmıştır. Özellikle Rus askeri üniforması giymiş Ermeni ve Rum-Pontus çeteleri Trabzon'da büyük bir kıyım yapmıştır. Yavuz Sultan Selim'in annesi Gülbahar Hatun'un türbesi yıkılmış, Müslüman mezarlığına tiyatro binası yapılmıştır. Öldürülen sivillerin sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte yalnızca Pontus Çeteleri'nin Karadeniz genelinde resmi rakamlara göre 8000 civarında Müslüman'ı katlettiği belirtilmektedir. Rus işgali sebebiyle Batıya şehirden 80.000 civarında nüfusun göç ettiği kaynaklarda belirtilmektedir. Bunlardan bir kısmı çeşitli sebeplerle geriye dönememişlerdir. Şehirde işgal ve sonrası dönemde büyük yağmalamalar olmuştur.

 
ÖDEVLER  
  ARKADASLAR MERHABA BEN SİZE İYİ ÖDEVLERİMİ ALMALAR VE BAKMALAR DİLİYORUM HOŞGELDİNİZ SİTEMİZ HAYIRLI UGURLU OLSUN SİZE YARAR SAGLIYACAGINI UMUYORUM!!! İYİ GÜNLER HADE BY!!!!  
basketbal  
  Kuralları [değiştir]


FIBA standardında bir basketbol sahası
Basketbol müsabakaları iki hakem tarafından yönetilir.Maçın başında her iki takımdan da uzun olan bir kişi topu almak için zıplarlar. bu zıplamadan önce hakem topu havaya atar. Ev sahibi takım sahayı seçme hakkına sahiptir. Her devreden sonra saha değişimi yapılır. Oyun, orta saha çizgisinde her takımdan birer oyuncu arasında yapılan hava atışı ile başlar. Hava atışına çıkan oyuncular, topu tek elleri ile takım arkadaşlarına kazandırma hedefini taşır.
Oyun, 10'ar dakikalık dört periyottan oluşur.(Bu süre NBA'de 12 dakika olarak belirlenmiştir.) Beraberlik durumunda uzatma periyodu oynanır. Her takım 1'er dakikalık ilk devre 2, ikinci devre 3 ve uzatma periyodunda 1'er adet mola hakkına sahiptir. İkinci ile üçüncü periyot arasında 15 dakikalık devre arası verilir. Hücum eden takım, kendi sahasını 8 saniye içinde terk etmek, 24 saniye içinde de hücumunu tamamlamak zorundadır, aksi halde top kullanma hakkı rakip takıma geçer. Oyuncu topla birlikte, top sürme (dribbling), pas atma (passing), şut atma (shooting) aktivitelerini yapma şansına sahiptir. Bir oyuncu top sürerken, topu eline alarak durdurursa, tekrar top sürme şansına sahip değildir; topu istediği yöne ve kişiye pas ya da şut atmak zorundadır.
Her takım 5 kişiden oluşur ve takımların sınırsız oyuncu değişikliği hakkı vardır. Eğer faul hakkını doldurmamışsa, her çıkan oyuncu tekrar oyuna dahil olabilir. Bir takımdaki beş oyuncudan genellikle biri post(orta), ikisi guard (point guard, shooting guard) ikisi de forvet (içeriye yardım eden power forvet ve small forvet) oyuncusudur. Ayrıca bu 5'linin değişik varyasyonları da görülebilir.(1guard, 2forvet, 2uzun; 2guard, 1forvet, 2uzun) Oyunu bir baş hakem ve yardımcı hakem olarak iki hakem yönetir.
Her oyuncu beş faulle oyun dışında kalır, tekrar o maç için oyuna dahil olamaz. Her oyuncunun bireysel olarak yaptığı faul sayısının toplamı, takım faullerini de belirler. Toplamda dört takım faulüne ulaşan takımın daha sonra yaptığı her faul, karşı takıma serbest atış kullanma hakkı kazandırır.
Hakem tarafından durdurulmadıkça, top potadan veya çemberden dönerse oyun devam eder. Ayrıca, oyuncu sahayı belirleyen çizgilerin dışına temas etmedikçe, top oyun çizgilerinin dışına değmeden havadan saha çizgisinin dışına çıksa dahi, oyuncu topu içeri çevirebilirse de oyun devam eder.
Her sayı atışından sonra veya hakemin düdüğü çalmasının ardından, oyun ve oyun zamanı durur. Sayı yiyen takımın pota gerisindeki çizgi arkasından topu oyuna sokması ile hem zaman hem de oyun tekrar başlar. Oyun içindeki diğer durumlara göre, hakemin gösterdiği yerlerden, top oyuna sokulur.
Üç sayı çizgisi içinden yapılan her başarılı atış iki sayı, üç sayı çizgisi gerisinden yapılan her başarılı atış üç sayı olarak değerlendirilir. Faullerden veya kural ihlallerinden dolayı kazanılan başarılı serbest atışlar bir sayı olarak değerlendirilir.
Oyuncular iki durumda cezalandırılır: 1- Bireysel kural ihlalleri 2- Faul yapılan durumlar. Kural ihlali veya hatası (hatalı yürüme, topun çizgi dışına çıkması, hücum oyuncusunun üç saniyeden fazla post içinde durması v.b) top kullanma hakkını karşı takıma verir. Yapılan bireysel fauller (itme, çekme, vurma, tutma v.b) ise oyuncunun faul cezası almasını sağladığı gibi faulün yapıldığı yer göz önünde bulundurularak, rakip topu yandan oyuna sokar, ya da serbest atış yapma hakkı kazanır.
Serbest atış hakkı adedi, faulun yapıldığı zaman, yer ve çeşidine göre değişir. Şut atışı sırasında faul yapılmış ve atış sayı olmamışsa, atışı yapan takıma iki serbest atış hakkı verilir. Eğer atış sayı olmuşsa, bir serbest atış hakkı verilir. Bir takım, bir devredeki "takım faul" sınırını geçmiş ve atış sahası dışında faul yapmışsa, o zaman bire-bir denen serbest atış hakkını kullanır. Bu atışta kural, ilk atış sayı olursa, ikinci atış yapma hakkı kazanmaktır. Bire-bir'de ilk atışı kaçıran ikinci atışı yapamaz, top potadan oyun alanına dönerse, oyun devam eder. Teknik faullerde (oyunu geciktirme, sportmenlik dışı davranışlar, hakeme itiraz, izinsiz oyuna girme v.b) iki serbest atış hakkı verilir.
Basketbol karşılaşmalarını, iki ya da üç orta hakem, bir sayı hakemi, bir 24 saniye hakemi ve bir de saat hakemi yönetir. Bazen sayı hakemine bir yardımcı eşlik eder.
Basketbol karşılaşması, genellikle 10’ar dakikadan oluşan 4 periyottan ve 2 devreden oluşur. İki devre arasında 15 dakika ara verilir. Beraberlik durumunda beşer dakikalık uzatma devreleri oynanır.
Topun kurallara uygun olarak oyuna girmesiyle ve bir oyuncunun topa değmesiyle karşılaşma saati işlemeye başlar. Herhangi bir nedenle oyun durduğunda, saat de durur. Hakemin kolunu yumrukla yukarı kaldırması faulü işaret eder. Açık elin ortasına dikilen işaret parmağı ise mola istendiğini gösterir. Mola, bir takımın koçunun istediği kısa aradır. Koç takımının oyuncularına taktik vermek için mola alır. Takımlar bir maç sırasında toplam altı mola (1. devre 2. üç mola ve 3. devre 4. üç mola) alabilir. Maç uzaması durumunda, her uzatma devresinde takımlara birer mola hakkı daha verilir. 4 saniye arasında topu elinde tutamaz. Çünkü 3 saniyeyi geçerse maç baştan oynanır hangi takımın elindeyse o takım sayı kaybeder. NBA'de ise periyotlar 12'şer dakikadan oluşur.

 
bor  
  Bor (element)
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
→ Başlığın diğer anlamları için Bor sayfasına bakınız.



Bor (B)

H Periyodik cetvel He
Li Be B C N O F Ne
Na Mg Al Si P S Cl Ar
K Ca Sc Ti V Cr Mn Fe Co Ni Cu Zn Ga Ge As Se Br Kr
Rb Sr Y Zr Nb Mo Tc Ru Rh Pd Ag Cd In Sn Sb Te I Xe
Cs Ba Hf Ta W Re Os Ir Pt Au Hg Tl Pb Bi Po At Rn
Fr Ra Rf Db Sg Bh Hs Mt Ds Rg Uub Uut Uuq Uup Uuh Uus Uuo

La Ce Pr Nd Pm Sm Eu Gd Tb Dy Ho Er Tm Yb Lu
Ac Th Pa U Np Pu Am Cm Bk Cf Es Fm Md No Lr

Temel özellikleri
Atom numarası 5
Element serisi Metaloidler
Grup, periyot, blok 13, 2, p
Görünüş siyah/kahverengi

Atom ağırlığı 10,811(7) g/mol
Elektron dizilimi He 1s2 2s2 2p1
Enerji seviyesi başına
Elektronlar 2, 3
Fiziksel Özellikleri
Maddenin hali Katı
Yoğunluk 2,34 g/cm³
Sıvı haldeki yoğunluğu 2,08 g/cm³
Ergime noktası {{{Ergime_noktası_K}}} °K
{{{Ergime_noktası_C}}} °C
{{{Ergime_noktası_F}}} °F
Kaynama noktası 4200 °K
3927 °C
7101 °F
Ergime ısısı {{{Ergime_ısısı}}} kJ/mol
Buharlaşma ısısı 480 kJ/mol
Isı kapasitesi 11,087 (25 °C) J/(mol·K)
Atom özellikleri
Kristal yapısı Rombohedral
Yükseltgenme seviyeleri 3 (hafif asidik oksit)
Elektronegatifliği 2,04 Pauling ölçeği
İyonlaşma enerjisi 800,6 kJ/mol
Atom yarıçapı 85 pm
Atom yarıçapı (hes.) 87 pm
Kovalent yarıçapı 82 pm
Van der Waals yarıçapı 208 pm
Diğer özellikleri
Elektrik direnci 150 nΩ·m (20°C'de)
Isıl iletkenlik 27,4 W/(m·K)
Isıl genleşme 5-7 µm/(m·K) (25°C'de)
Ses hızı 16200 m/s (25 °C'de)
Mohs sertliği 9,3
Vickers sertliği 49000 MPa
Brinell sertliği ? MPa
Bor, sembolü B olan atom numarası 5 olan element. Bor trivalent nonmetalik bir element olup boraks ve uleksit bileşiklerinde çokca bulunur. Bor dunya da serbest element olarak bulunmaz. Boronun bir cok allotropu vardır; amorf katı bor kahverengi renkte bir toz iken, sağlam kiristalli bor siyah, sert (Mohsh ölçeğinde 9.3), oda sıcaklığında zayıf iletkendir. Elementel bor yarıilekten endüstrisinde dopant olarak kullanılır iken, diğer önemli boron bileşikleri hafif yapı malzemeleri, toksik olmayan böcek ilaçları, koruyucular ve kimyasal sentez bileşiklerinde kullanılır. Bor bitki gelişmesi için gerekli bir madde iken, yüksek konsantrasyonda bor içeren toprak bitkiler için toksik olabilir. Canlı vucudunda çok az bulunan borun, farelerin ve diğer memelilerin sağlıklı yaşamasında rolü olduğu sanılmaktadır.

Kahverengi amorf bor belli reaksiyonlar sonucu üretilirken, birbirleriyle gelişi güzel düzensiz bağlanan bor atomlarından oluşur. Kristalin bor ise, çok sağlam, yüksek erime noktasına sahip siyah bir materyaldir. Bor kıristallerinin optiksel karakateristik özelliklerinden biri kızılötesi ışık yaymalarıdır. Borun oda sıcaklığında elektirik iletkenliği çok az olduğu halde, yüksek sıcaklıklarda iyi bir iletken olarak davranır.

Bor elementi boş bir p orbitaline sahip olduğu için kimyasal olarak elektronca fakirdir. Bu nedenle genelde lewis asidi olarak davranır, başka bir deyişler elektron zengini bileşiklerle kolayca baglanarak elektron ihtiyacını giderir. Ayrıca bor metal olmayan elementler arasında en düşük elektronegativiteye sahip olduğunda reaksiyonlarda genelde elektronlarını kaybeder, başka bir deyişle yükseltgenir.




Konu başlıkları [gizle]
1 Tarihçesi
2 Kullanım yerleri
3 Türkiye'de bor maden yatakları
4 Stratejik önemi hakkındaki görüşler
4.1 Değerli bir maden olduğu
4.2 Stratejik öneminin abartıldığı görüşü
5 Bor kimyası
6 Tablo 1. Grup IIIA elementlerinin elektronik konfigürasyonu
7 Tablo 2. Grup IIIA elementlerinin bazı özellikleri
8 Dış bağlantılar
9 Kaynakça



Tarihçesi [değiştir]En yaygın bilinen türevi olan "boraks", Araplarca "tinkal" olarak da adlandırılırdı, 16. yüzyılda eritme işlemlerinde kullanılırdı. Yaygın uygulama alanı bulunan borik asit ilk kez 1808’de Homberg tarafından hazırlanmıştır. Ayrıca 1808’de Davy borik asit elektrolizinden amorf bor elde etmiş ve 1856’da Wöhler ve Sainte-Claire Deville tarafından kristalin modifikasyonu tarif edilmiştir.


Kullanım yerleri [değiştir]Bor mineralleri, sanayide sayısız denicek kadar çok çeşitli işlerde kullanılmaktadır. Bor minerallerinden elde edilen boraks ve asit borik; özellikle nükleer alanda, jet ve roket yakıtı, sabun, deterjan, lehim, fotoğrafçılık, tekstil boyaları, cam elyafı ve kağıt sanayinde kullanılmaktadır. çok mükemmel bir kristaldir


Üretim için kullanılan diğer bir yöntem de şudur. A.B.D. Kaliforniya'da bazı tuzlu su çözeltilerinde % 1,5 kadar boraks bulunur. Borakslı göllerden itibaren sadece bir kristallendirme işlemiyle elde edilen üründe, sodalı su ile yapılan tekrar kristallendirmeler yardımıyla saf hale getirilir. (Borik asitin zayıf bir asit olması nedeniyle boraks, su etkisiyle kısmen hidrolize uğrar; olayısıyla meydana gelen boraks kristallerinin bir kısmının hidrolizini önlemek için, boraksın sodyum karbonat eşliğinde kristallendirilmesi gerekir.) (3-5). Türkiye'de büyük çapta boraks üretimi, 1968'de Bandırma'da Etibank Boraks ve asitborik fabrikalarında önce kolemanitten başlayarak yapılmıştır. Öğütülmüş kalsine kolemanit, Na2CO3 ve NaHCO3 ile reaksiyona sokulur, reaksiyon sonucu oluşan CaCO3 çamurunun süzülmesiyle geriye kalan ana çözelti kristallendirilir, ayrılan kristaller kurutulur ve torbalanır. (3).

2( 2CaO.3B2O3 ) + 4NaHCO3 + Na2CO3 + 28H2O › 3Na2B4O7.10H2O + 4CaCO3 + CO


Türkiye'de bor maden yatakları [değiştir]Bor mineralleri, dünyanın sayılı bir kaç ülkesinde bulunur. Bunlar içinde %72 oranı ile en zengin ülke, Türkiye’dir. [1] Ancak üretimin ve ihracatın sınırlı olması nedeniyle bu maden, yurt ekonomisinde önemli bir yer tutmamaktadır.

Başlıca bor yatakları; Balıkesir, Kütahya, Bursa ve Eskişehir’de bulunmaktadır. Bor minerallerini işletmek için Kırka, Emet, Bigadiç, ve Kestelek'te tesisler bulunmaktadır.


Stratejik önemi hakkındaki görüşler [değiştir]
Değerli bir maden olduğu [değiştir]Bor'un önümüzdeki çağın en popüler madeni olacağı, petrolden bile önemli olduğu, bazı güçlerin Türkiye'deki bor madenlerini ele geçirmek için oyunlar oynadığı görüşü hakimdir. [2]


Stratejik öneminin abartıldığı görüşü [değiştir]Türkiye'de bor üretiminden çok yüksek kazançlar elde edilebileceğinin yanlış bir inanç olduğu, dünyada %66 [3] rezerve sahip olduğu halde, pazarın sadece %25'ini elinde tutan Türkiye'nin bor madenini teknolojide kullanmadan bir katma değer yaratamayacağı düşünülmektedir. [4]


Bor kimyası [değiştir]
Boraks kristaliBorun temel cevherleri; kernit (Na2B4O7.4H2O), boraks (Na2B4O7.10H2O), kolemanit (Ca2B6O11.5H2O) ve uleksit (NaCaB5O9.8H2O) gibi boratlardır.

Bor elementi, periyodik sistemin 3.grubunun başında yer alır.
Elmastan sonra en sert madde olan ametal bor gri-siyah
kristalin veya amorf mikrokristalin, yeşilimsi sarı renkli bir
yapıda olup başlıca özellikleri aşağıdaki gibidir.
Periyodik Sırası : 5 Atom ağırlığı : 10.82 Izotopları -B10 : % 19.57 -B11 : % 80.43 Termik nötron absorbsiyon kesidi -B10 : 40.10 Barn -B11 : 07.5 Barn Kristal Yapısı : Tetragonal-Hekzagonal Yoğunluğu -Kristalin : 2.33 g/cm -Amorf : 2.34 g/cm Erime Noktası : 2190 °C (-20 °C) Sertliği : 9.3 Mohs


Bor bileşiklerinin yaygın kullanımları ve borun element olarak erken tanımlanmış olmasına karşın, bor kimyası çalışmaları nispeten kısıtlı bir alanda sürdürülmüştür. Bunun nedenleri; temel olarak bor bileşiklerinin hidroliz veya oksidasyona yönelik stabil olmayan nitelikleri ve malzemelerin birçoğunun kullanımındaki yapısal zorluklarıydı. Nihayet Stock ünlü deneysel vakum tekniğini geliştirince bor kimyasının araştırılmasında yeni bir kapı aralandı.

Grup IIIA elementlerinden sadece bor bir ametaldir. Bu gruptaki diğer elementler; alüminyum, galyum, indiyum ve talyumdur.

Grup IIIA elementlerinin elektronik dizilimi Tablo 1.’de listelenmiştir ve elementlerin özellikleri ise Tablo 2.’de belirtilmektedir. Bor, gruptaki diğer elementlerden çok daha küçük bir atomdur. Bu durum, ametal bor ve metal özellikteki diğer grup elemanları arasında belirli farklılıklara neden olur.

Ga, In ve Tl’un atom büyüklükleri periyodik sınıflandırmada kendilerinden hemen önce gelen elementlerin elektronik iç yapılarından etkilenir (özellikle lantanitten sonra gelen talyum örneğinde görüleceği gibi). Bu nedenle de atom yarıçapı ani şekilde veya standart olarak bu elementlerin artan atom numaralarıyla birlikte artmaz. Bu elementlerin göreceli şekilde küçük oluşları gruptan aşağı inerken bile beklenen şekilde azalmayan nispeten yüksek iyonizasyon potansiyeli içermelerine neden olur.

Bu elementlerin hiçbiri en ufak şekilde bile basit bir anyon oluşturma eğiliminde değillerdir. Elementlerin elektronik konfigürasyonlarının da mantıklı kıldığı biçimde en sık rastlanır oksidasyon seviyesi +3’tür. Nispeten yüksek olan bu değer, göreceli olarak küçük iyonik yarıçaplarla biraraya gelerek üstün polarize nitelikleri olan tipler ortaya çıkarmaktadır.

Buna bağlı olarak, +3 değerli bileşiklerin elementleri baskın şekilde kovalenttir; bu kovalent nitelik ayrıca göreceli olarak elementlerin yüksek ilk üç iyonizasyon potansiyelinden de kaynaklanmaktadır. İstisnai olarak kendi kimyasında ametal olan bor haricindeki diğer IIIA elementleri su çözeltisinde +3 değerlikli iyon olarak bulunurlar. Bu iyonlar yüksek oranda su içerirler, ancak hidrasyon ısıları çok yüksektir.

Çok yüksek sıcaklıkta (2000°C) bor birçok metalle raksiyona girerek borürler oluşturur. Bu madde çok serttir, kimyasal olarak stabildir ve metalik iletkenliği gelişmiştir. Bazı metalik borürlerin kristallerinde bor atomları aralıklıdır, diğerlerinde zincirler veya bor atomu katmanları (tabakaları) mevcuttur. Magnezyum borür (MgB2), diğer borürlerden farklı olarak bor hidrür karışımları üretecek şekilde hidrolize formda mevcuttur.

Bor, amonyak veya nitrojen ile yüksek sıcaklıklarda bor nitrür (BN) oluşturacak şekilde reaksiyona girer. Bu malzeme karbonla izoelektroniktir ve grafite benzerdir, fakat farklı olarak bor ve nitrür atomları içeren kristal bir yapısı vardır. Çok yüksek sıcaklık ve basınçta BN’ün bu modifikasyonu elmas türü kafes (latis) formuna dönüşür ve elmas kadar serttir.


Tablo 1. Grup IIIA elementlerinin elektronik konfigürasyonu [değiştir] Z 1s 2s 2p 3s 3p 3d 4s 4p 4d 4f 5s 5p 5d 6s
B 5 2 2 1
Al 13 2 2 6 2 1
Ga 31 2 2 6 2 6 10 2 1
In 49 2 2 6 2 6 10 2 6 10 2 1
Tl 81 2 2 6 2 6 10 2 6 10 14 2 6 10 2

Tablo 2. Grup IIIA elementlerinin bazı özellikleri [değiştir] Bor Alüminyum Galyum İndiyum
Erime Sıc. (°C)
123
660 30 157
Buharlaşma Sıc. (°C) 0194 2519 2204 2072
Atomik yarıçap (pm) 80 125 125 150
İyonik yarıçap Me3+(pm) 20 52 62 81
1. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 801 579 579 560
2. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 2422 1814 1968 1814
3. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 3657 2740 5953 2692
Hidrasyon ısısı (kJ/mol) − 4690 − 4703 − 4159
İndirgenme (Me3+/Me) potansiyeli (V) − 1,67 − 0,52 − 0,34
 
silisyum  
  Silisyum
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
Silisyum, yeryüzünde en çok bulunan elementlerden bir tanesidir. Yarıiletken özelliğe sahip oluşu ve doğada çok bulunması, transistör, diyot ve hafızalarda kullanılabilmesinin pratik oluşu, entegre devrelerin ve bilgisayarların silisyum teknolojisi üzerine inşa edilmesini sağlamıştır. Bugün, "Silikon Vadisi" denilen dev endüstrinin adı bir silisyum bileşiği olan silikondan gelmektedir.

Atom numarası(proton sayısı) 14'tür. "Si" simgesi ile gösterilir. Oda sıcaklığında katı haldedir. 4A grubunda 2. periyotta bulunur. Nötr haldeki elektron dizilimi ilk katmanda 2, ikinci katmanda 8, üçüncü katmanda 4'tür. Kararlıya yapıya sahip değildir (Nötr halde). yoğunluğu 2,33 g/ml'dir. Bağıl atom kütlesi (İzotopların ortalama kütlesi) 28,0855'tir. Kararlı hale geçerken aldığı yükler nedeniyle ve ayrıca doğada çok bulunduğu için yakın gelecekte tıpkı karbon selektörleri olduğu gibi silisyum selektörleri de olacağı tahmin edilmektedir.

Camın ana maddesi kum olarak bilinir.Bunun sebebi camın asıl hammaddesi olan silisyumun kumda özellikle de deniz kumunda çok bulunmasıdır.

Silisyumun ilk keşfi 1824 yılında Berzelius tarafından gerçekleştirilmiştir.

Silisyum doğada siliksat asidi (mSiO2.nH2O) ve tuzları halinde bulunur. Yerkabuğunun yaklaşık %25.7 si bu elementten oluşur. Oksijenden sonra bileşikleri halinde en fazla bulunan elementtir. Silisyum oksit (SiO2) doğada kum ve kuartz şeklinde bulunur.

Silisyumun iki tane allotropu vardır. Bunlardan birincisi saf kristal silisyumdur. Saydam olmayan koyu gri renkli, parlak sert ve kırılgan olup örgü yapısı elmasa benzer. Diğeri ise amorf silisyumdur. Koyu kahve renkli olup tane büyüklüğü nedeni ile kristal silisyumdan ayırt edilebilir. Kolay reaksiyon verir.

Saf olarak silisyum eldesi, silisyum oksidin kok kömürü (grafit) ile elektrikli fırında indirgenmesi sonucunda gerçekleşir. Gerekenden daha fazla karbon kullanılırsa silisyum karbür (SiC) oluşur.

SiO2 + 2C à Si + 2CO

Silisyum klorür (SiCl4 ) önce fraksiyonlu destilasyon yöntemi ile saflaştırılır. Daha sonra hidrojen ile indirgenir. Bu şekilde çok saf silisyum elde edilir.

SiCl4 + 2H2 à Si + 4HCl

 
halide edip adıvar  
  Halide Edip Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d.1882 - ö.9 Ocak 1964)Türk yazar ve siyasetçi. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır.


Hayatı [değiştir]1882 yılında İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi'nde okudu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. Bu sıralarda Salih Zeki Bey'le ilk evliliğini yaptı. 1899 yılında henüz çevirdiği J. Abott'ın "Ana" adlı eseriyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden mezun oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. Bu nedenle Osmanlı içerisindeki muhafazakar çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında kısa süre için Mısır'a gitti. 1909'da İstanbul'a geri döndü ve öğretmenlik ile müfettişlik görevlerinde bulundu. Balkan Savaşları sırasında hastanelerde hizmet verdi. Halide hanım Kurtuluş Savaşı sırasında askeri üniforma giymiştir. "Onbaşı" olarak anılmıştır. Eğitim ve sağlık alanında yürüttüğü bu çalışmalar Halide Edip'e çeşitli kesimlerden insanları tanıma imkanı tanıdı. 1917'de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile yaptı. 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda, İzmir'in İşgali'ni protesto mitinginde çok etkili bir konuşma yaptı. Bir dönem Amerikan mandasını savundu. 1920'de onbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşı'na katıldı, sonra da üstçavuş oldu

Kurtuluş Savaşı'nı müteakiben Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti döneminin başlamasından sonra, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939 yılına kadar yurtdışında yaşadı. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Bölümü başkanlığına getirildi.

1950 yılında Demokrat Parti listesinden TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 1954 yılında bu görevinden ayrıldı ve inzivaya çekildi. Adıvar, 9 Ocak 1964 yılında İstanbul'da 82 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

Halide Edib'in kitaplarında genellikle ,benzer temalara rastlanmaktadır:Bağımsız kadın karakterlerin karşılarındaki büyük engellere ve düşünce karşıtlıklarına rağmen başarılı olması.


Eserleri [değiştir]Yeni Turan1912
Mor Salkımlı Ev1963
Ateşten Gömlek1923
Vurun Kahpeye1923
Yolpalas Cinayeti1937
Hayat Parçaları1963
Sinekli Bakkal1936
Dağa Çıkan Kurt1922
Zeyno'nun Oğlu1928
Döner Ayna, Sevda Sokağı1954
Mev'ut Hüküm1918
Himmet Çocuk
Handan1912
Türk'ün Ateşle İmtihanı1962
Kerim Usta'nın Oğlu1958
 
Bugün 26 ziyaretçi (36 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol