PROJE ÖDEVLERİ
ÖDEVLER  
  Ana Sayfa
  İletişim
  METİN2
  BİLMECELER
  KONGRELER
  ANTLAŞMALAR
  İŞGALLER VE SAVAŞLAR
  ÇANAKKALE SAVAŞI
  SES UYUMLARI
  SES OLAYLARI
  NOKTALAMA İŞARETLERİ
  MATEMATİK
  FEN BİLGİSİ
  REKLAMLAR
  TÜRKİYE
  BURÇLAR
  NOT
Somaklonal varyasyon Vikipedi, özgür ansiklopedi Git ve: kullan, ara Somaklonal varyasyon, doku kültürü ortamına alınmış somatik hücrelerde meydana gelen varyasyon. Bu varyasyon, mutasyon ve epigenetik varyasyona bağlı olarak meydana gelmektedir. Mutasyon kalıcıdır, epigenetik varyasyon ise genetik karakterlerde olmayan varyasyonlardır. Bu metotla hastalıklara, böceklere, tuzluluğa dayanıklı çeşitler elde edildiği gibi yeni çiçek renklerine sahip çeşitlerde oluşturulmuştur. Yine somaklonal varyasyonla yulafta bitki boyu, şekil ve rengi, soğanda yumru büyüklüğü ve şekli tipler elde edilmiştir. Ayrıca bu metot domates, patates, şeker kamışı ve tütün türlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
MATEMATİK

Fraktal Nedir?

Fraktal; matematikte, çoğunlukla kendine benzeme özelliği gösteren karmaşık geometrik şekillerin ortak adıdır. Fraktallar, klasik, yani Eukleidesçi geometrideki kare , daire , küre gibi basit şekillerden çok farklıdır. Bunlar, doğadaki, Eukleidesçi geometri aracılığıyla tanımlanamayacak pek çok uzamsal açıdan düzensiz olguyu ve düzensiz biçimli tanımlama yeteneğine sahiptir. Fraktal terimi “parçalanmış” yada “kırılmış” anlamına gelen Latince "fractus" sözcüğünden türetilmiştir. İlk olarak 1975’te Polonya asıllı matematikçi Beneoit B. Mandelbrot tarafından ortaya atılan fraktal kavramı, yalnızca matematik değil fiziksel kimya, fizyoloji ve akışkanlar mekaniği gibi değişik alanlar üzerinde önemli etkiler yaratan yeni bir geometri sisteminin doğmasına yol açmıştır.

Tüm fraktallar kendine benzer ya da en azından tümüyle kendine benzer olmamakla birlikte,    çoğu bu özelliği taşır. Kendine benzer bir cisimde cismi oluşturan parçalar ya da bileşenler cismin bütününe benzer. Düzensiz ayrıntılar ya da desenler giderek küçülen ölçeklerde yinelenir ve tümüyle soyut nesnelerde sonsuza değin sürebilir; öyle ki,her parçanın her bir parçası büyütüldüğünde,  gene cismin bütününe benzer. Bu fraktal olgusu, kar tanesi ve ağaç kabuğunda kolayca gözlenebilir. Bu tip tüm doğal fraktallar ile matematiksel olarak kendine benzer olan bazıları, stokastik, yani rastgeledir; bu nedenle ancak istatistiksel olarak ölçeklenirler. Fraktal cisimler,düzensiz biçimli olduklarından ötürü Eukleidesçi şekilleri ötelenme bakışına sahip değildirler. (Ötelenme bakışımına sahip bir cisim kendi çevresinde döndürüldüğünde görünümü aynı kalır.)

Fraktalların bir başka önemli özelliği de, fraktal boyut olarak adlandırılan bir matematiksel parametredir. Bu cisim ne kadar büyütülürse büyütülsün ya da bakış açısı ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, hep aynı kalan fraktalların bir özelliğidir. Eukleidesçi boyutun tersine fraktal boyut, genellikle tam sayı olmayan bir sayıyla, yani bir kesir ile ifade edilir. Fraktal boyut, bir fraktal eğri yardımıyla anlaşılabilir.

Oluşturulmasının her aşamasında bu tip bir eğrinin çevre uzunluğu 4/3 oranında büyür. Fraktal boyut (D)4'e eşit olabilmesi için alınması gereken kuvvetini gösterir; yani;

3d =4 bu bakımdan fraktal eğriyi niteleyen boyut log4/log3 ya da kabaca 1,26'dır. Fraktal boyut, Eukleidesçi olmayan belirli bir biçimin karmaşıklığını ve şekil nüanslarını açığa çıkarır.

Kendine benzerlik ve tamsayı olmayan boyutlu kavramlarıyla birlikte fraktal geometri, istatistiksel mekanikte, özellikle görünürde  rastgele özelliklerden oluşan fiziksel sistemlerin incelenmesinde giderek daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin, gökada kümelerinin evrendeki dağılımının saptanmasında ve akışkan burgaçlanmalarına ilişkin problemlerin çözülmesinde fraktal benzetimlerden (simülasyon) yararlanılmaktadır. Fraktal geometri bilgisayar grafiklerinde de yararlı olmaktadır. Fraktal algoritma ise, engebeli dağlık araziler ya da ağaçların karışık dal sistemleri gibi karmaşık, çok düzensiz doğal cisimlerin gerçektekine benzer görüntülerinin oluşturulabilmesini olanaklı kılmıştır.

  • Son yazılar

  • Arşiv

  • Histogram NEDİR ?

    Histogram

    Yeni nesil dijital fotoğraf makinalarında yeni bir özellik de yaygınlaştı. Artık bir çok fotoğraf makinası fotoğraf çekenlere yardımcı bir araç olarak 'histogram' özelliğini kullanıyor.

    Yanda Canon 300D fotoğraf makinasında fotoğraf çekildikten sonra görüntülenen histogram görülüyor.

    Dijital fotoğraf makinalarının en önemli avantajının fotoğrafı çektikten sonra (ya da çekerken) LCD ekranından görmek olduğu düşünülür, ancak gerçek şu ki, fotoğraf makinaları ekranlarının kaliteleri çok iyi olmadığı için o küçücük ekrandan gördüğünüz fotoğraf çoğu zaman doğru pozlanıp pozlanmadığı hakkında size doğru dürüst bir fikir vermez. Üstelik gün ışığında fotoğrafı düzgün görebilmek mümkün değildir. Ancak histogramlar her türlü ortamda pozlama konusunda sizi bilgilendirirler.

    Eğer histogramlara bakarsanız, hemen her fotoğraf için farklı olduğunu görürsünüz, nedenini daha iyi anlamak için önce histogramdan biraz daha detaylı bahsetmek gerekli.

    Dijital fotoğraf makinalarının çektiği fotoğraflar piksellerden yanı noktalardan oluşur. Yani her çekilen fotoğrafta sınırlı sayıda nokta bulunur (örneğin 3 megapixel bir fotoğraf makinasının çektiği fotoğraflarda 3 milyon adet piksel bulunur).. Her nokta ışık durumuna göre, 0'dan 255'e kadar bir değer alır. Eğer bir grafik üzerine aynı ışık değerini alan nokta sayısını işaretlerseniz histogram elde etmiş olursunuz.

     

     

    Histogramın en solu tamamen karanlık olan noktaları gösterir, en sağı da tamamen aydınlık, olan noktaları gösterir. Histogramın orta noktası %18 griyi ifade eder. Yukarıda ifade ettiği renk dağılımını gördüğünüz histogram, 5 bölüme ayrılır, bu aralıklardan her biri fotoğraf makinasındaki bir "stop" a karşılık gelir. (Bu da bize dijital fotoğraf makinalarının dinamik aralığı [ya da ışık hassasiyeti] konusunda da bir fikir vermiş olur.)

    Aşağıdaki manzara resminin histogramına baktığınız zaman açık ve köyü bölgelerin fotoğrafta dengeli bir dağılımda olduğunu görebilirsiniz.


     

    Histogramların bize sağladığı en büyük fayda, fazla ya da az pozlanmayı kolayca görmemizi sağlamasıdır. Örnek olarak, aşağıdaki fotoğraflara bir bakalım
     

    Yukarıdaki fotoğraf bir açık hava konseri sırasında gün batımı eşliğinde sahnedeki müzisyenleri dinleyen seyircileri gösteriyor. Ancak seyircileri düzgün pozlamak için yapılan ayar sonucu gün batımı patlamıs. Histoğrama bakınca grafiğin bir kısmının sağ tarafa yapışmış olduğunu görürsünüz. Bunun anlamı, fotoğrafın bazı noktaları, o fotoğrafla ilgili bütün bilgileri kaybetmişler ve 'beyaz'a dönüşmüşlerdir. Artık o bölümdeki detayı geri kazanmanın hiç bir yolu yoktur. Yukarıda gördüğünüz gibi gökyüzü tamamen beyaza dönüşmüştür.
     

    Aynı kadrajın bu sefer gün batımına göre pozlanmış halı yukarıdadır. gün batımı daha iyi çıkmıştır, ancak bu sefer de seyircilerin olduğu bölüm karanlık çıkmıştır. Histogram'da sola yapışmış kişim, fotoğrafta yine detay bilgisini kaybetmiş noktaların olduğunu gösteriyor. Bu sefer de bu noktalar tam "siyah" hale gelmiş ve kaybedilen detayin geri dönüşünü imkansız hale getirmişlerdir.

    Yukarıdaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere, fotoğraflamaya çalıştığımız bu manzaranın en aydınlık ve en karanlık bölümleri arasındaki fark 5 stoptan fazladır. Bu nedenle herhangi bi dijital fotoğraf makinasıyla, ya da ışık hassasiyeti hemen hemen aynı olan dia ile bu manzarayı çekmek pek mümkn değildir.

    Dijital fotoğraf makinasının ışık hassasiyetini geliştirmenin pek çok yolu vardır, Aşağıda yukarıdaki iki fotoğrafın birleştirilmesiyle elde edilen fotoğrafı görüyorsunuz. Bir çok değişik teknikle yapılması mümkün bu işlemin detaylarını başka bir yazıda göreceğiz

    .

    Yukarıdaki histogramdan görüldüğü gibi, artık kayıp detaylar çok düşük düzeyde (güneşin en parlak olduğu bölümler ve hemen önündeki ağaçlar). Ancak fotoğrafçının istediği detay seviyesi yakalanmış durumda.

    Bu arada belirtmek gereklidir ki, "doğru histogram" diye bir şey yoktur. Fotoğrafı çekilen konuya göre histogramı değişiklik gösterir. Örnek olarak aşağıdaki gün batımındaki bulutlar ve kar yağışı altındaki ağaç fotoğrafları histogramın farklı yanlarına dağılım göstermekle birlikte 'hatalı pozlanmış' değillerdir. Önemli olan nokta, histogramın sağına ve soluna yaşlanmış nokta olmaması ve bu nedenle fotoğraflardaki bütün noktaların detay bilgilerini korumuş olmalarıdir.

     

    Aşağıda da yukardakinin aksine tamamen aydınlık tonlardan oluşan bir fotoğraf görülüyor.
     

    Eğer fotoğraf makinanızda 'histogram' gösterme özelliği varsa, tavsiyem, bu özelliği aktif hale getirin ve kullanın. Çünkü çektiğiniz bir fotoğraf hakkında size çok değerli bilgiler verecektir.

     
    ÖDEVLER  
      ARKADASLAR MERHABA BEN SİZE İYİ ÖDEVLERİMİ ALMALAR VE BAKMALAR DİLİYORUM HOŞGELDİNİZ SİTEMİZ HAYIRLI UGURLU OLSUN SİZE YARAR SAGLIYACAGINI UMUYORUM!!! İYİ GÜNLER HADE BY!!!!  
    basketbal  
      Kuralları [değiştir]


    FIBA standardında bir basketbol sahası
    Basketbol müsabakaları iki hakem tarafından yönetilir.Maçın başında her iki takımdan da uzun olan bir kişi topu almak için zıplarlar. bu zıplamadan önce hakem topu havaya atar. Ev sahibi takım sahayı seçme hakkına sahiptir. Her devreden sonra saha değişimi yapılır. Oyun, orta saha çizgisinde her takımdan birer oyuncu arasında yapılan hava atışı ile başlar. Hava atışına çıkan oyuncular, topu tek elleri ile takım arkadaşlarına kazandırma hedefini taşır.
    Oyun, 10'ar dakikalık dört periyottan oluşur.(Bu süre NBA'de 12 dakika olarak belirlenmiştir.) Beraberlik durumunda uzatma periyodu oynanır. Her takım 1'er dakikalık ilk devre 2, ikinci devre 3 ve uzatma periyodunda 1'er adet mola hakkına sahiptir. İkinci ile üçüncü periyot arasında 15 dakikalık devre arası verilir. Hücum eden takım, kendi sahasını 8 saniye içinde terk etmek, 24 saniye içinde de hücumunu tamamlamak zorundadır, aksi halde top kullanma hakkı rakip takıma geçer. Oyuncu topla birlikte, top sürme (dribbling), pas atma (passing), şut atma (shooting) aktivitelerini yapma şansına sahiptir. Bir oyuncu top sürerken, topu eline alarak durdurursa, tekrar top sürme şansına sahip değildir; topu istediği yöne ve kişiye pas ya da şut atmak zorundadır.
    Her takım 5 kişiden oluşur ve takımların sınırsız oyuncu değişikliği hakkı vardır. Eğer faul hakkını doldurmamışsa, her çıkan oyuncu tekrar oyuna dahil olabilir. Bir takımdaki beş oyuncudan genellikle biri post(orta), ikisi guard (point guard, shooting guard) ikisi de forvet (içeriye yardım eden power forvet ve small forvet) oyuncusudur. Ayrıca bu 5'linin değişik varyasyonları da görülebilir.(1guard, 2forvet, 2uzun; 2guard, 1forvet, 2uzun) Oyunu bir baş hakem ve yardımcı hakem olarak iki hakem yönetir.
    Her oyuncu beş faulle oyun dışında kalır, tekrar o maç için oyuna dahil olamaz. Her oyuncunun bireysel olarak yaptığı faul sayısının toplamı, takım faullerini de belirler. Toplamda dört takım faulüne ulaşan takımın daha sonra yaptığı her faul, karşı takıma serbest atış kullanma hakkı kazandırır.
    Hakem tarafından durdurulmadıkça, top potadan veya çemberden dönerse oyun devam eder. Ayrıca, oyuncu sahayı belirleyen çizgilerin dışına temas etmedikçe, top oyun çizgilerinin dışına değmeden havadan saha çizgisinin dışına çıksa dahi, oyuncu topu içeri çevirebilirse de oyun devam eder.
    Her sayı atışından sonra veya hakemin düdüğü çalmasının ardından, oyun ve oyun zamanı durur. Sayı yiyen takımın pota gerisindeki çizgi arkasından topu oyuna sokması ile hem zaman hem de oyun tekrar başlar. Oyun içindeki diğer durumlara göre, hakemin gösterdiği yerlerden, top oyuna sokulur.
    Üç sayı çizgisi içinden yapılan her başarılı atış iki sayı, üç sayı çizgisi gerisinden yapılan her başarılı atış üç sayı olarak değerlendirilir. Faullerden veya kural ihlallerinden dolayı kazanılan başarılı serbest atışlar bir sayı olarak değerlendirilir.
    Oyuncular iki durumda cezalandırılır: 1- Bireysel kural ihlalleri 2- Faul yapılan durumlar. Kural ihlali veya hatası (hatalı yürüme, topun çizgi dışına çıkması, hücum oyuncusunun üç saniyeden fazla post içinde durması v.b) top kullanma hakkını karşı takıma verir. Yapılan bireysel fauller (itme, çekme, vurma, tutma v.b) ise oyuncunun faul cezası almasını sağladığı gibi faulün yapıldığı yer göz önünde bulundurularak, rakip topu yandan oyuna sokar, ya da serbest atış yapma hakkı kazanır.
    Serbest atış hakkı adedi, faulun yapıldığı zaman, yer ve çeşidine göre değişir. Şut atışı sırasında faul yapılmış ve atış sayı olmamışsa, atışı yapan takıma iki serbest atış hakkı verilir. Eğer atış sayı olmuşsa, bir serbest atış hakkı verilir. Bir takım, bir devredeki "takım faul" sınırını geçmiş ve atış sahası dışında faul yapmışsa, o zaman bire-bir denen serbest atış hakkını kullanır. Bu atışta kural, ilk atış sayı olursa, ikinci atış yapma hakkı kazanmaktır. Bire-bir'de ilk atışı kaçıran ikinci atışı yapamaz, top potadan oyun alanına dönerse, oyun devam eder. Teknik faullerde (oyunu geciktirme, sportmenlik dışı davranışlar, hakeme itiraz, izinsiz oyuna girme v.b) iki serbest atış hakkı verilir.
    Basketbol karşılaşmalarını, iki ya da üç orta hakem, bir sayı hakemi, bir 24 saniye hakemi ve bir de saat hakemi yönetir. Bazen sayı hakemine bir yardımcı eşlik eder.
    Basketbol karşılaşması, genellikle 10’ar dakikadan oluşan 4 periyottan ve 2 devreden oluşur. İki devre arasında 15 dakika ara verilir. Beraberlik durumunda beşer dakikalık uzatma devreleri oynanır.
    Topun kurallara uygun olarak oyuna girmesiyle ve bir oyuncunun topa değmesiyle karşılaşma saati işlemeye başlar. Herhangi bir nedenle oyun durduğunda, saat de durur. Hakemin kolunu yumrukla yukarı kaldırması faulü işaret eder. Açık elin ortasına dikilen işaret parmağı ise mola istendiğini gösterir. Mola, bir takımın koçunun istediği kısa aradır. Koç takımının oyuncularına taktik vermek için mola alır. Takımlar bir maç sırasında toplam altı mola (1. devre 2. üç mola ve 3. devre 4. üç mola) alabilir. Maç uzaması durumunda, her uzatma devresinde takımlara birer mola hakkı daha verilir. 4 saniye arasında topu elinde tutamaz. Çünkü 3 saniyeyi geçerse maç baştan oynanır hangi takımın elindeyse o takım sayı kaybeder. NBA'de ise periyotlar 12'şer dakikadan oluşur.

     
    bor  
      Bor (element)
    Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Git ve: kullan, ara
    → Başlığın diğer anlamları için Bor sayfasına bakınız.



    Bor (B)

    H Periyodik cetvel He
    Li Be B C N O F Ne
    Na Mg Al Si P S Cl Ar
    K Ca Sc Ti V Cr Mn Fe Co Ni Cu Zn Ga Ge As Se Br Kr
    Rb Sr Y Zr Nb Mo Tc Ru Rh Pd Ag Cd In Sn Sb Te I Xe
    Cs Ba Hf Ta W Re Os Ir Pt Au Hg Tl Pb Bi Po At Rn
    Fr Ra Rf Db Sg Bh Hs Mt Ds Rg Uub Uut Uuq Uup Uuh Uus Uuo

    La Ce Pr Nd Pm Sm Eu Gd Tb Dy Ho Er Tm Yb Lu
    Ac Th Pa U Np Pu Am Cm Bk Cf Es Fm Md No Lr

    Temel özellikleri
    Atom numarası 5
    Element serisi Metaloidler
    Grup, periyot, blok 13, 2, p
    Görünüş siyah/kahverengi

    Atom ağırlığı 10,811(7) g/mol
    Elektron dizilimi He 1s2 2s2 2p1
    Enerji seviyesi başına
    Elektronlar 2, 3
    Fiziksel Özellikleri
    Maddenin hali Katı
    Yoğunluk 2,34 g/cm³
    Sıvı haldeki yoğunluğu 2,08 g/cm³
    Ergime noktası {{{Ergime_noktası_K}}} °K
    {{{Ergime_noktası_C}}} °C
    {{{Ergime_noktası_F}}} °F
    Kaynama noktası 4200 °K
    3927 °C
    7101 °F
    Ergime ısısı {{{Ergime_ısısı}}} kJ/mol
    Buharlaşma ısısı 480 kJ/mol
    Isı kapasitesi 11,087 (25 °C) J/(mol·K)
    Atom özellikleri
    Kristal yapısı Rombohedral
    Yükseltgenme seviyeleri 3 (hafif asidik oksit)
    Elektronegatifliği 2,04 Pauling ölçeği
    İyonlaşma enerjisi 800,6 kJ/mol
    Atom yarıçapı 85 pm
    Atom yarıçapı (hes.) 87 pm
    Kovalent yarıçapı 82 pm
    Van der Waals yarıçapı 208 pm
    Diğer özellikleri
    Elektrik direnci 150 nΩ·m (20°C'de)
    Isıl iletkenlik 27,4 W/(m·K)
    Isıl genleşme 5-7 µm/(m·K) (25°C'de)
    Ses hızı 16200 m/s (25 °C'de)
    Mohs sertliği 9,3
    Vickers sertliği 49000 MPa
    Brinell sertliği ? MPa
    Bor, sembolü B olan atom numarası 5 olan element. Bor trivalent nonmetalik bir element olup boraks ve uleksit bileşiklerinde çokca bulunur. Bor dunya da serbest element olarak bulunmaz. Boronun bir cok allotropu vardır; amorf katı bor kahverengi renkte bir toz iken, sağlam kiristalli bor siyah, sert (Mohsh ölçeğinde 9.3), oda sıcaklığında zayıf iletkendir. Elementel bor yarıilekten endüstrisinde dopant olarak kullanılır iken, diğer önemli boron bileşikleri hafif yapı malzemeleri, toksik olmayan böcek ilaçları, koruyucular ve kimyasal sentez bileşiklerinde kullanılır. Bor bitki gelişmesi için gerekli bir madde iken, yüksek konsantrasyonda bor içeren toprak bitkiler için toksik olabilir. Canlı vucudunda çok az bulunan borun, farelerin ve diğer memelilerin sağlıklı yaşamasında rolü olduğu sanılmaktadır.

    Kahverengi amorf bor belli reaksiyonlar sonucu üretilirken, birbirleriyle gelişi güzel düzensiz bağlanan bor atomlarından oluşur. Kristalin bor ise, çok sağlam, yüksek erime noktasına sahip siyah bir materyaldir. Bor kıristallerinin optiksel karakateristik özelliklerinden biri kızılötesi ışık yaymalarıdır. Borun oda sıcaklığında elektirik iletkenliği çok az olduğu halde, yüksek sıcaklıklarda iyi bir iletken olarak davranır.

    Bor elementi boş bir p orbitaline sahip olduğu için kimyasal olarak elektronca fakirdir. Bu nedenle genelde lewis asidi olarak davranır, başka bir deyişler elektron zengini bileşiklerle kolayca baglanarak elektron ihtiyacını giderir. Ayrıca bor metal olmayan elementler arasında en düşük elektronegativiteye sahip olduğunda reaksiyonlarda genelde elektronlarını kaybeder, başka bir deyişle yükseltgenir.




    Konu başlıkları [gizle]
    1 Tarihçesi
    2 Kullanım yerleri
    3 Türkiye'de bor maden yatakları
    4 Stratejik önemi hakkındaki görüşler
    4.1 Değerli bir maden olduğu
    4.2 Stratejik öneminin abartıldığı görüşü
    5 Bor kimyası
    6 Tablo 1. Grup IIIA elementlerinin elektronik konfigürasyonu
    7 Tablo 2. Grup IIIA elementlerinin bazı özellikleri
    8 Dış bağlantılar
    9 Kaynakça



    Tarihçesi [değiştir]En yaygın bilinen türevi olan "boraks", Araplarca "tinkal" olarak da adlandırılırdı, 16. yüzyılda eritme işlemlerinde kullanılırdı. Yaygın uygulama alanı bulunan borik asit ilk kez 1808’de Homberg tarafından hazırlanmıştır. Ayrıca 1808’de Davy borik asit elektrolizinden amorf bor elde etmiş ve 1856’da Wöhler ve Sainte-Claire Deville tarafından kristalin modifikasyonu tarif edilmiştir.


    Kullanım yerleri [değiştir]Bor mineralleri, sanayide sayısız denicek kadar çok çeşitli işlerde kullanılmaktadır. Bor minerallerinden elde edilen boraks ve asit borik; özellikle nükleer alanda, jet ve roket yakıtı, sabun, deterjan, lehim, fotoğrafçılık, tekstil boyaları, cam elyafı ve kağıt sanayinde kullanılmaktadır. çok mükemmel bir kristaldir


    Üretim için kullanılan diğer bir yöntem de şudur. A.B.D. Kaliforniya'da bazı tuzlu su çözeltilerinde % 1,5 kadar boraks bulunur. Borakslı göllerden itibaren sadece bir kristallendirme işlemiyle elde edilen üründe, sodalı su ile yapılan tekrar kristallendirmeler yardımıyla saf hale getirilir. (Borik asitin zayıf bir asit olması nedeniyle boraks, su etkisiyle kısmen hidrolize uğrar; olayısıyla meydana gelen boraks kristallerinin bir kısmının hidrolizini önlemek için, boraksın sodyum karbonat eşliğinde kristallendirilmesi gerekir.) (3-5). Türkiye'de büyük çapta boraks üretimi, 1968'de Bandırma'da Etibank Boraks ve asitborik fabrikalarında önce kolemanitten başlayarak yapılmıştır. Öğütülmüş kalsine kolemanit, Na2CO3 ve NaHCO3 ile reaksiyona sokulur, reaksiyon sonucu oluşan CaCO3 çamurunun süzülmesiyle geriye kalan ana çözelti kristallendirilir, ayrılan kristaller kurutulur ve torbalanır. (3).

    2( 2CaO.3B2O3 ) + 4NaHCO3 + Na2CO3 + 28H2O › 3Na2B4O7.10H2O + 4CaCO3 + CO


    Türkiye'de bor maden yatakları [değiştir]Bor mineralleri, dünyanın sayılı bir kaç ülkesinde bulunur. Bunlar içinde %72 oranı ile en zengin ülke, Türkiye’dir. [1] Ancak üretimin ve ihracatın sınırlı olması nedeniyle bu maden, yurt ekonomisinde önemli bir yer tutmamaktadır.

    Başlıca bor yatakları; Balıkesir, Kütahya, Bursa ve Eskişehir’de bulunmaktadır. Bor minerallerini işletmek için Kırka, Emet, Bigadiç, ve Kestelek'te tesisler bulunmaktadır.


    Stratejik önemi hakkındaki görüşler [değiştir]
    Değerli bir maden olduğu [değiştir]Bor'un önümüzdeki çağın en popüler madeni olacağı, petrolden bile önemli olduğu, bazı güçlerin Türkiye'deki bor madenlerini ele geçirmek için oyunlar oynadığı görüşü hakimdir. [2]


    Stratejik öneminin abartıldığı görüşü [değiştir]Türkiye'de bor üretiminden çok yüksek kazançlar elde edilebileceğinin yanlış bir inanç olduğu, dünyada %66 [3] rezerve sahip olduğu halde, pazarın sadece %25'ini elinde tutan Türkiye'nin bor madenini teknolojide kullanmadan bir katma değer yaratamayacağı düşünülmektedir. [4]


    Bor kimyası [değiştir]
    Boraks kristaliBorun temel cevherleri; kernit (Na2B4O7.4H2O), boraks (Na2B4O7.10H2O), kolemanit (Ca2B6O11.5H2O) ve uleksit (NaCaB5O9.8H2O) gibi boratlardır.

    Bor elementi, periyodik sistemin 3.grubunun başında yer alır.
    Elmastan sonra en sert madde olan ametal bor gri-siyah
    kristalin veya amorf mikrokristalin, yeşilimsi sarı renkli bir
    yapıda olup başlıca özellikleri aşağıdaki gibidir.
    Periyodik Sırası : 5 Atom ağırlığı : 10.82 Izotopları -B10 : % 19.57 -B11 : % 80.43 Termik nötron absorbsiyon kesidi -B10 : 40.10 Barn -B11 : 07.5 Barn Kristal Yapısı : Tetragonal-Hekzagonal Yoğunluğu -Kristalin : 2.33 g/cm -Amorf : 2.34 g/cm Erime Noktası : 2190 °C (-20 °C) Sertliği : 9.3 Mohs


    Bor bileşiklerinin yaygın kullanımları ve borun element olarak erken tanımlanmış olmasına karşın, bor kimyası çalışmaları nispeten kısıtlı bir alanda sürdürülmüştür. Bunun nedenleri; temel olarak bor bileşiklerinin hidroliz veya oksidasyona yönelik stabil olmayan nitelikleri ve malzemelerin birçoğunun kullanımındaki yapısal zorluklarıydı. Nihayet Stock ünlü deneysel vakum tekniğini geliştirince bor kimyasının araştırılmasında yeni bir kapı aralandı.

    Grup IIIA elementlerinden sadece bor bir ametaldir. Bu gruptaki diğer elementler; alüminyum, galyum, indiyum ve talyumdur.

    Grup IIIA elementlerinin elektronik dizilimi Tablo 1.’de listelenmiştir ve elementlerin özellikleri ise Tablo 2.’de belirtilmektedir. Bor, gruptaki diğer elementlerden çok daha küçük bir atomdur. Bu durum, ametal bor ve metal özellikteki diğer grup elemanları arasında belirli farklılıklara neden olur.

    Ga, In ve Tl’un atom büyüklükleri periyodik sınıflandırmada kendilerinden hemen önce gelen elementlerin elektronik iç yapılarından etkilenir (özellikle lantanitten sonra gelen talyum örneğinde görüleceği gibi). Bu nedenle de atom yarıçapı ani şekilde veya standart olarak bu elementlerin artan atom numaralarıyla birlikte artmaz. Bu elementlerin göreceli şekilde küçük oluşları gruptan aşağı inerken bile beklenen şekilde azalmayan nispeten yüksek iyonizasyon potansiyeli içermelerine neden olur.

    Bu elementlerin hiçbiri en ufak şekilde bile basit bir anyon oluşturma eğiliminde değillerdir. Elementlerin elektronik konfigürasyonlarının da mantıklı kıldığı biçimde en sık rastlanır oksidasyon seviyesi +3’tür. Nispeten yüksek olan bu değer, göreceli olarak küçük iyonik yarıçaplarla biraraya gelerek üstün polarize nitelikleri olan tipler ortaya çıkarmaktadır.

    Buna bağlı olarak, +3 değerli bileşiklerin elementleri baskın şekilde kovalenttir; bu kovalent nitelik ayrıca göreceli olarak elementlerin yüksek ilk üç iyonizasyon potansiyelinden de kaynaklanmaktadır. İstisnai olarak kendi kimyasında ametal olan bor haricindeki diğer IIIA elementleri su çözeltisinde +3 değerlikli iyon olarak bulunurlar. Bu iyonlar yüksek oranda su içerirler, ancak hidrasyon ısıları çok yüksektir.

    Çok yüksek sıcaklıkta (2000°C) bor birçok metalle raksiyona girerek borürler oluşturur. Bu madde çok serttir, kimyasal olarak stabildir ve metalik iletkenliği gelişmiştir. Bazı metalik borürlerin kristallerinde bor atomları aralıklıdır, diğerlerinde zincirler veya bor atomu katmanları (tabakaları) mevcuttur. Magnezyum borür (MgB2), diğer borürlerden farklı olarak bor hidrür karışımları üretecek şekilde hidrolize formda mevcuttur.

    Bor, amonyak veya nitrojen ile yüksek sıcaklıklarda bor nitrür (BN) oluşturacak şekilde reaksiyona girer. Bu malzeme karbonla izoelektroniktir ve grafite benzerdir, fakat farklı olarak bor ve nitrür atomları içeren kristal bir yapısı vardır. Çok yüksek sıcaklık ve basınçta BN’ün bu modifikasyonu elmas türü kafes (latis) formuna dönüşür ve elmas kadar serttir.


    Tablo 1. Grup IIIA elementlerinin elektronik konfigürasyonu [değiştir] Z 1s 2s 2p 3s 3p 3d 4s 4p 4d 4f 5s 5p 5d 6s
    B 5 2 2 1
    Al 13 2 2 6 2 1
    Ga 31 2 2 6 2 6 10 2 1
    In 49 2 2 6 2 6 10 2 6 10 2 1
    Tl 81 2 2 6 2 6 10 2 6 10 14 2 6 10 2

    Tablo 2. Grup IIIA elementlerinin bazı özellikleri [değiştir] Bor Alüminyum Galyum İndiyum
    Erime Sıc. (°C)
    123
    660 30 157
    Buharlaşma Sıc. (°C) 0194 2519 2204 2072
    Atomik yarıçap (pm) 80 125 125 150
    İyonik yarıçap Me3+(pm) 20 52 62 81
    1. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 801 579 579 560
    2. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 2422 1814 1968 1814
    3. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 3657 2740 5953 2692
    Hidrasyon ısısı (kJ/mol) − 4690 − 4703 − 4159
    İndirgenme (Me3+/Me) potansiyeli (V) − 1,67 − 0,52 − 0,34
     
    silisyum  
      Silisyum
    Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Git ve: kullan, ara
    Silisyum, yeryüzünde en çok bulunan elementlerden bir tanesidir. Yarıiletken özelliğe sahip oluşu ve doğada çok bulunması, transistör, diyot ve hafızalarda kullanılabilmesinin pratik oluşu, entegre devrelerin ve bilgisayarların silisyum teknolojisi üzerine inşa edilmesini sağlamıştır. Bugün, "Silikon Vadisi" denilen dev endüstrinin adı bir silisyum bileşiği olan silikondan gelmektedir.

    Atom numarası(proton sayısı) 14'tür. "Si" simgesi ile gösterilir. Oda sıcaklığında katı haldedir. 4A grubunda 2. periyotta bulunur. Nötr haldeki elektron dizilimi ilk katmanda 2, ikinci katmanda 8, üçüncü katmanda 4'tür. Kararlıya yapıya sahip değildir (Nötr halde). yoğunluğu 2,33 g/ml'dir. Bağıl atom kütlesi (İzotopların ortalama kütlesi) 28,0855'tir. Kararlı hale geçerken aldığı yükler nedeniyle ve ayrıca doğada çok bulunduğu için yakın gelecekte tıpkı karbon selektörleri olduğu gibi silisyum selektörleri de olacağı tahmin edilmektedir.

    Camın ana maddesi kum olarak bilinir.Bunun sebebi camın asıl hammaddesi olan silisyumun kumda özellikle de deniz kumunda çok bulunmasıdır.

    Silisyumun ilk keşfi 1824 yılında Berzelius tarafından gerçekleştirilmiştir.

    Silisyum doğada siliksat asidi (mSiO2.nH2O) ve tuzları halinde bulunur. Yerkabuğunun yaklaşık %25.7 si bu elementten oluşur. Oksijenden sonra bileşikleri halinde en fazla bulunan elementtir. Silisyum oksit (SiO2) doğada kum ve kuartz şeklinde bulunur.

    Silisyumun iki tane allotropu vardır. Bunlardan birincisi saf kristal silisyumdur. Saydam olmayan koyu gri renkli, parlak sert ve kırılgan olup örgü yapısı elmasa benzer. Diğeri ise amorf silisyumdur. Koyu kahve renkli olup tane büyüklüğü nedeni ile kristal silisyumdan ayırt edilebilir. Kolay reaksiyon verir.

    Saf olarak silisyum eldesi, silisyum oksidin kok kömürü (grafit) ile elektrikli fırında indirgenmesi sonucunda gerçekleşir. Gerekenden daha fazla karbon kullanılırsa silisyum karbür (SiC) oluşur.

    SiO2 + 2C à Si + 2CO

    Silisyum klorür (SiCl4 ) önce fraksiyonlu destilasyon yöntemi ile saflaştırılır. Daha sonra hidrojen ile indirgenir. Bu şekilde çok saf silisyum elde edilir.

    SiCl4 + 2H2 à Si + 4HCl

     
    halide edip adıvar  
      Halide Edip Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d.1882 - ö.9 Ocak 1964)Türk yazar ve siyasetçi. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır.


    Hayatı [değiştir]1882 yılında İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi'nde okudu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. Bu sıralarda Salih Zeki Bey'le ilk evliliğini yaptı. 1899 yılında henüz çevirdiği J. Abott'ın "Ana" adlı eseriyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden mezun oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. Bu nedenle Osmanlı içerisindeki muhafazakar çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında kısa süre için Mısır'a gitti. 1909'da İstanbul'a geri döndü ve öğretmenlik ile müfettişlik görevlerinde bulundu. Balkan Savaşları sırasında hastanelerde hizmet verdi. Halide hanım Kurtuluş Savaşı sırasında askeri üniforma giymiştir. "Onbaşı" olarak anılmıştır. Eğitim ve sağlık alanında yürüttüğü bu çalışmalar Halide Edip'e çeşitli kesimlerden insanları tanıma imkanı tanıdı. 1917'de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile yaptı. 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda, İzmir'in İşgali'ni protesto mitinginde çok etkili bir konuşma yaptı. Bir dönem Amerikan mandasını savundu. 1920'de onbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşı'na katıldı, sonra da üstçavuş oldu

    Kurtuluş Savaşı'nı müteakiben Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti döneminin başlamasından sonra, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939 yılına kadar yurtdışında yaşadı. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Bölümü başkanlığına getirildi.

    1950 yılında Demokrat Parti listesinden TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 1954 yılında bu görevinden ayrıldı ve inzivaya çekildi. Adıvar, 9 Ocak 1964 yılında İstanbul'da 82 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

    Halide Edib'in kitaplarında genellikle ,benzer temalara rastlanmaktadır:Bağımsız kadın karakterlerin karşılarındaki büyük engellere ve düşünce karşıtlıklarına rağmen başarılı olması.


    Eserleri [değiştir]Yeni Turan1912
    Mor Salkımlı Ev1963
    Ateşten Gömlek1923
    Vurun Kahpeye1923
    Yolpalas Cinayeti1937
    Hayat Parçaları1963
    Sinekli Bakkal1936
    Dağa Çıkan Kurt1922
    Zeyno'nun Oğlu1928
    Döner Ayna, Sevda Sokağı1954
    Mev'ut Hüküm1918
    Himmet Çocuk
    Handan1912
    Türk'ün Ateşle İmtihanı1962
    Kerim Usta'nın Oğlu1958
     
    Bugün 21 ziyaretçi (30 klik) kişi burdaydı!
    Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
    Ücretsiz kaydol