PROJE ÖDEVLERİ
ÖDEVLER  
  Ana Sayfa
  İletişim
  METİN2
  BİLMECELER
  KONGRELER
  ANTLAŞMALAR
  İŞGALLER VE SAVAŞLAR
  ÇANAKKALE SAVAŞI
  SES UYUMLARI
  SES OLAYLARI
  NOKTALAMA İŞARETLERİ
  MATEMATİK
  FEN BİLGİSİ
  REKLAMLAR
  TÜRKİYE
  BURÇLAR
  NOT
Somaklonal varyasyon Vikipedi, özgür ansiklopedi Git ve: kullan, ara Somaklonal varyasyon, doku kültürü ortamına alınmış somatik hücrelerde meydana gelen varyasyon. Bu varyasyon, mutasyon ve epigenetik varyasyona bağlı olarak meydana gelmektedir. Mutasyon kalıcıdır, epigenetik varyasyon ise genetik karakterlerde olmayan varyasyonlardır. Bu metotla hastalıklara, böceklere, tuzluluğa dayanıklı çeşitler elde edildiği gibi yeni çiçek renklerine sahip çeşitlerde oluşturulmuştur. Yine somaklonal varyasyonla yulafta bitki boyu, şekil ve rengi, soğanda yumru büyüklüğü ve şekli tipler elde edilmiştir. Ayrıca bu metot domates, patates, şeker kamışı ve tütün türlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
KONGRELER

Sivas Kongresi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara
Sivas Kongresi'nin toplandığı salon, Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi, Sivas

Sivas Kongresi, Mustafa Kemal'in Amasya Genelgesi'ni açıkladıktan sonra bir çağrı üzerine, 1.Dünya Savaşı'ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas'ta biraraya gelmesiyle, 4 Eylül 1919 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal kongredir.

Sivas Kongresi'nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti'nin kuruluşuna temel olmuştur; bu nedenle Sivas Kongresi'nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür.

Konu başlıkları

[gizle]

Sivas Kongresi çalışmaları ve alınan kararlar [değiştir]

Sivas Kongresi 4 Eylül 1919 Perşembe günü saat 14.00'de Sivas Lisesi (o zamanki adıyla Mekteb-i Sultani) salonunda toplantının davetçisi ve düzenleyicisi olan Mustafa Kemal'in açılış konuşması ile başladı. İlk oturumda yapılan gizli oylamada 3 aleyhte oy dışında tüm oyları alan Mustafa Kemal, Kongre Başkanlığı'na seçildi. Bekir Sami ve Rauf Bey'ler başkan yardımcılıklarına seçildi.

5 Eylül 1919 günü saat 14:30'da başlayan ikinci oturumda kongre delegeleri, daha önce bir komisyon tarafından hazırlanan yemin metni üzerinde tartıştılar ve "vatanın kurtuluşu ve milletin mutluluğundan başka hiçbir kişisel maksat izlemeyeceklerine; mevcut siyasi partilerin hiçbirinin amaçlarına hizmet etmeyeceklerine" dair yemin ettiler.

7 Eylül 1919 tarihindeki üçüncü oturumda Erzurum Kongresi Tüzüğü'nün metni görüşüldü yapılacak değişiklikler aynı gün karara bağlandı. Doğu illeri için öngörülen hüküm ve şartlar, bütün ülkeyi kapsayacak biçimde değiştirildi.

8 Eylül 1919 tarihinde gerçekleşen dördüncü oturumda İsmail Fazıl Paşa, Bekir Sami ve İsmail Hakkı Beyler tarafından kongreye verilen Amerikan mandası konusudaki muhtıra tartışıldı. Yoğun tartışmalar sonrasında muhtıra geri çekildi.

9 Eylül 1919 Salı günü yapılan beşinci oturumda Ankara'da bulunan Ali Fuat Paşa'ya telgraf çekilerek Anadolu Kuvayi Milliye Başkomutanlığı'na getirildiği bildirildi. Meclis-i Mebusan'ın bir an önce açılması, Damat Ferit Paşa hükümetinin değiştirilmesi konuları görüşüldü.

10 Eylül 1919 tarihli altıncı oturumda, delegeler kongrenin mali ihtiyaçlarına katkıda bulunmayı kabul ettiler. Haftada iki kez yayınlanacak İrade-i Milliye adlı bir gazetenin çıkarılmasına karar verdiler. Gazetenin ilk sayısı 14 Eylül'de çıktı ve üç yıl boyunca yayın yaptı.

11 Eylül 1919 günü yapılan son oturumda çeşitli isimlerdeki cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti altında birleştirilmesi bir bildiri ile millete açıklandı. Her türlü işgale karşı müdaafaa kararı alındı. Kongre Temsil Heyeti'ne 6 yeni üye seçildi. Damat Ferit Paşa hükümetine duyulan güvensizliği padişaha bildirmek ve yeni bir hükümet kurulmadıkça İstanbul ile ilişkileri kesmek kararı alındı. Padişaha doğrudan ulaşmak mümkün olmayınca ve verilen süreler dolunca, 12 Eylül sabahından itiberen İstanbul ile ilişkilerin kesilmesi kararı alındı ve tüm merkezlere bildirildi.

Kongre, Umumi Kongre Heyeti adına yayınlanacak bir beyanname hazırlayarak çalışmalarına son verdi.

12 Eylül 1919 günü Sivas Halkı'nın davetli olduğu bir açık oturum yapıldı.

Sivas Kongresi'nde seçilen 6 kişinin, Erzurum Kongresi'nde seçilen 9 kişilik Temsil Kurulu'na eklenmesiyle oluşturulan 15 kişilik yeni Temsil Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıncaya kadar ülkeyi yönetmiş; böylece Mustafa Kemal Paşa'nın Sivas'a geldiği 2 Eylül 1919 tarihinden Temsil Kurulu ile birlikte Ankara'ya hareket ettikleri 18 Aralık 1919 tarihine kadar Sivas, fiilen ülkenin başkenti olmuştur.

Sivas Kongresi sonucunda Damat Ferit Hükümeti istifa etmek zorunda kaldı; yerine Ali Rıza Paşa sadrazam oldu. Damat Ferit Paşa'nın istifası Anadolu hareketi açısından siyasal bir zaferdir.

Kongre Delegeleri [değiştir]

Kongrede doğu illeri adına delege olarak Erzurum Kongresi'nde seçilen Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) üyeleri bulunuyordu. Batı ve Orta Anadolu illerinden gelen diğer temsilcilerin de katılımı sayesinde Sivas Kongresi, ulusal bir kongre niteliği kazanmıştı.

Kongreye katılan delege sayısı tartışmalı bir konudur. Ankara gibi bazı illerde valilik baskısı ile delege seçimi gerçekleşememiş, bazı illerden seçilen delegelerin ise yola çıkması engellenmiş, bu nedenle kongreye katılamamış veya kongre çalışmaları bittikten sonra Sivas’a gelebilmişlerdi. Sonradan katılanlar ile birlikte delege sayısının 41'i bulduğu söylenebilir (Farklı kaynaklara göre 31,33, 38 katılımcı vardır.)

Kongreye katılanlar [değiştir]

Kongreye katılanlar

Aşağıdaki isimler ise Sivas Kongresi'ne delege olarak seçilmişler, ancak kongre çalışmaları sona erdikten sonraki günlerde Sivas'a gelebilmişlerdir.

Bursa delegeleri gösterilen askerlikten istifa etmiş Necati (Kurtuluş) ve hukukçu Asaf (Doras)'a kongre tutanaklarında rastlanmadığı halde, bazı eserlerde isimleri geçmektedir.

Mustafa Kemal, delegelerin otelde kalmasını yasakladığı için Sivaslıların evinde kaldılar. Şekercizade İsmail Efendi çok sayıda delegeyi evinde uzun süre misafir etti. Kongre Başkanı Mustafa Kemal Paşa, kongrenin yapıldığı lise binasında hazırlanan odada kaldı.

Sivas Kongresi Temsil Heyeti [değiştir]

Erzurum Kongresinde Seçilmiş Olanlar [değiştir]

  • Mustafa Kemal Paşa (3. Ordu Komutanı iken askerlikten ayrıldı)
  • Hüseyin Rauf Bey (Bahriye Eski Nazırı ve askerlikten ayrılma)
  • Hoca Raif Efendi (Erzurum eski Mebusu)
  • İzzet Efendi (Eski Kaymakam-Mebus)
  • Servet Bey (Trabzon Eski Mebusu)
  • Sadullah Efendi (Bitlis eski mebusu)
  • Hacı Fevzi Efendi (Erzincan Nakş-i Bendi Şeyhi)
  • Bekir Sami Bey (Beyrut eski valisi)
  • Hacı Musa Efendi (Mutki'de Aşiret Reisi)

Heyet-i Temsiliyece Seçilmiş Olanlar [değiştir]

  • Refet Bey (3. Kolordu Komutanı iken askerlikten ayrılma).

Sivas Kongresinde Seçilenler [değiştir]

  • Kara Vasıf Bey (Gaziantep Delegesi, Kurmay Albaylıktan emekli)
  • Mazhar Müfid Bey (Hakkari delegesi, Eski mutasarrıf)
  • Hüsrev Sami Bey (Eskişehir Delegesi, Askerlikten ayrılma)
  • Ömer Mümtaz Bey (Adana eski mebusu)
  • Hakkı Behiç Bey (Denizli delegesi, Eski Mutasarrıf)
  • Ratıp Zâde Mustafa Bey (Niğde Delegesi)

Erzurum Kongresi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara

Erzurum Kongresi Mart 1919 tarihinde merkezi İstanbul’da bulunan Vilayât-ı Şarkîye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye/Doğu İllerinin Haklarını Koruma adı ile kurulmuş Cemiyetin Erzurum Şubesi, Amerikan mandasi'nin kabul edilmesi ön fikri ile bir Erzurum il toplantısı planlamıştı.

Bu cemiyet, kendi adına olan etkinlikleri düzenlemek için Heyet-i Faale/Faal-Aktif Heyet adında Halide Edip'in de savunduğu Manda fikrinin heveslisi bir üst kurul oluşturmuştu. Bu kurulun, Trabzon’daki kendi cemiyetleri ile aynı amaçlar için çalışan bir başka teşkilatla temasa geçmesi sonucu Doğu illerini kapsayan bir toplantı kararlaştırılmıştı. Aynı dönemde Erzurum’a gelen Mustafa Kemal Amasya tamimi sonrası il toplantisindan bolge kongresine cevirilen toplanti oncesinde, delegeler ile on temaslar sonrasi, Manda fikrine karsi cikilmasi gorus hakimiyetiyle Osmanli ordusundan istifa etmisti. Kendisine fahri hemsehrilik veren ve daha sonrada nufus kaydi alarak Millet Meclisinde ilk milletvekili olarak temsil edecegi Erzurum'da, Mustafa Kemal'e Kazim Karabekir Pasa bir suvari alayi ile gelerek bir milli kurtulus harbi icin katilma istegini belirtmis, sehri ve kendisini koruma altina almistir. Bu çalışmaların paralelinde Erzurum Kongresi bir okul salonunda Bitlis, Erzurum, Sivas, Trabzon ve Van vilayetlerinden gelen 56 delege ile 23 Temmuz 1919 tarihinde toplanmıştır. Gelmesi gereken diğer il temsilcileri çeşitli engellemeler yüzünden kongreye katılamamışlardır. Mustafa Kemal kongreye 48 oyla başkan seçilmiş ve kongre, çalışmalarını 7 Ağustos tarihine kadar sürdürmüştür . Bu süre zarfında, Erzurum’da, özellikle Trabzon’dan gelen temsilcilerin, biraz İngiliz sempatizanlığından, biraz Prens Sabahattin liberalizminden ve biraz da liman ticaretinin ortaya çıkardığı burjuvazi anlayışından kaynaklanan alternatif program taslağı ile, Amasya’da ortaya çıkmış olan askeri bürokratik merkezileştirici formüller çatışmıştır. Bu çatışmayı Amasya grubu kazanmakla birlikte, Trabzon ve diğer illerin baskısı ile, Mustafa Kemal ve Rauf Bey’in, yerel mülkî amirlerin, yetki bölgelerinde faaliyette bulunan örgütlerin/Kuva-yı Milliye örgütlerinin doğal başkanları sayılmaları önerisi kabul görmemiştir. Bu olay aslında biraz ileride de değineceğimiz üzere Milli Mücadele’de tabanın etkisini göstermesi bakımından önemlidir . Üstelik askeri ve bürokratik ağırlıklı Amasya önderlik grubu ve önder/Mustafa Kemal, Erzurum’da ilk defa olarak sivil tabanla buluşmuştur. Bunun sonucunda hem Amasya grubu sivil meşruluk kazanmıştır, sivilleşmeye başlamıştır hem de kongreye tek ve merkezi yönetim fikrini aşılamıştır .

Erzurum Kongresi'nde Alınan Kararlar

Erzurum Kongresi'nde alınan başlıca kararlar.

Erzurum’da, ileri ki yılların uygulamalarında da daima göz önünde tutulacak olan bu kararları alan kongre, başkanlığını Mustafa Kemal’in yapacağı ve kongre adına hareket edecek, kongrenin icracı kurulu olarak görebileceğimiz dokuz kişilik Temsil Heyeti’ni seçtikten sonra dağılmıştır.

Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu’nun kaderini görüşmek üzere toplanmış olsa da memleketin bütününü ilgilendiren meseleler hakkında karar almıştır . Bu kongre, ulusallık eğilimlerini açıkça taşımış olmasına karşın özellikle temsili niteliği açısından bölgeseldir, sadece Doğu ve Kuzeydoğu illerini kapsamaktadır. Ayrıca bu kongre Mustafa Kemal’in ve onun önderliğinin etkisi altında cereyan edecek ve bunun izlerini taşıyacak olmakla beraber, yerel girişimlerin ürünü olarak ortaya çıkmıştır . Fakat her şeye rağmen bu kongre ile Milli Mücadelenin kayıtsız şartsız istiklale ve kayıtsız şartsız milli hakimiyete dayalı programı netlik kazanmıştır. Kongrede vatan sınırları belirtilerek, vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı ilan edilmekle, emperyalistlere de Anadolu’nun, öz yurdun işgal edilemeyeceği anlatılmak istenmiştir. Anadolu’ya da, yöresel direniş örgütlerinin bir çatı altında birleştirilebileceğini, vatanseverlerin tek amaç çevresinde toplanabileceğini göstermiştir. Bu yönüyle ilerleyen süreç içinde Sivas Kongresi’nin toplanmasını da kolaylaştırmıştır. Son olarak, Temsil Heyeti’nin, gerektiğinde bir hükümet olarak vazife göreceği açıklanmakla Milli Devletin yürütme organı olma çabası, Amasya’dan sonra daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmakta idi.

Erzurum Kongresi’ne, doğal olarak İstanbul Hükümeti ve İşgal Kuvvetleri tepki göstermişler ve, Mustafa Kemal ile Rauf Bey’in tutuklanarak İstanbul’a gönderilmelerini istemişlerdi. Oysa bu iş artık o kadar kolay değildi. Artık Anadolu’da devletleşme eğilimleri başlamış ve doğu illeri adına bir Temsil Heyeti oluşturulmuştu .

Vikikaynak'ta, Erzurum Kongresi Kararları ile ilgili metin bulabilirsiniz.

Erzurum Kongresi yetkilerini Temsil Heyeti’ne devrettikten sonra dağılmış ve Mustafa Kemal de Heyet-i Temsiliye Reisi sıfatıyla Doğu İlleri’nde Cemiyetin teşkilatını yaymak, kökleştirmek için çalışmalara başlamıştı. Bununla birlikte Amasya Genelgesi’ne uygun olarak Milli Kongre’nin hazırlıklarını yapmak üzere 2 Eylül 1919’da Sivas’a gelmiştir .

Sivas Kongresi’nin hazırlık çalışmaları yapılırken gerek kamuoyu gerekse temsilciler bazı fikirler çerçevesinde çatışmalar ya da çelişkiler yaşamakta idi. Sivas Kongresi’nin hemen öncesinde ya da kongre sıralarında etrafında toplanılan ya da savunulan görüşleri şu şekilde toparlayabiliriz:

Bazıları tümden, Damat Ferit’in görüşlerini paylaşıyorlar; bu Kongre’nin İngilizler başta olmak üzere İtilaf/Anlaşma Devletlerini Osmanlılar’a karşı iyice olumsuz bir tavır içine sokacağını ileri sürüyorlardı. Bazı vatanseverler ise böyle bir girişimin hiçbir yararı olmayacağını düşünüyorlardı; veya bu kongreye katılmaktan çekiniyorlardı. Bazı kesimlerde, 1919 yılı içinde Anadolu’nun diğer bölgelerinde toplanmış olan yerel ya da bölgesel kongreler tipinde bir değerlendirme ile Sivas Kongresi’ni de yerel bir girişim olarak görüyorlardı. Bunların dışında, Kongre’ye taraftar olanlar, hatta katılmak isteyenlerin seçimi veya seçildikten sonra Sivas’a gönderilmeleri İstanbul tarafından her çeşit taktik kullanılarak engellenmeye çalışılıyordu ki doğal olarak bu da Kongre’ye yönelik düşünceleri etkiliyordu.Bütün bu güçlüklere rağmen Sivas Kongresi ancak 4 Eylülde açılabildi. Bununla beraber az önce üzerinde durduğumuz görüşler çerçevesinde katılım beklenen kadar olmadı ve üstüne üstlük bu fikirlerden bazıları Manda Sistemi ile beraber Kongre’de ön plana çıkmış ve şiddetli tartışmalara yol açmıştır. Erzurum Kongresi Delegeleri

Amasya Genelgesi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 
Git ve: kullan, ara
Amasya Genelgesi'nin hazırlanarak telgraf yolu ile tüm Türkiye'ye iletildiği Amasya Saraydüzü Kışlası (yeniden inşa çalışmaları halen sürmektedir).

Amasya Genelgesi Ulusal egemenliğe dayanan, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti' nin temellerini oluşturan ilk kuruluş belgesi olması nedeniyle de Amasya Genelgesi' nin Türk tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.

12 Haziran 1919'da Amasya'ya gelen Mustafa Kemal ve arkadaşları Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Paşa birlikte Amasya Genelgesi'ni hazırladılar. Bildiri, Erzurum'da 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir'e sunuldu. O'nun da onayının alınmasından sonra, bildiri, 22 Haziran 1919'da tüm mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla Abdurrahman Rahmi Efendi tarafından ulaştırıldı.

Konu başlıkları

[gizle]

Amasya Genelgesinin Sonuçları [değiştir]

[kaynak belirtilmeli]

  1. Türk inkılabının ihtilal safhası başlamıştır.
  2. Kurtuluş Savaşı'nın gerekçesi,amacı yöntemi belirlenmiştir.
  3. İlk kez milli egemenliğe dayalı bir yönetimden bahsedilmiştir.
  4. İstanbul Hükümeti ilk kez yok sayılmıştır.
  5. Türk Milleti hem İstanbul'a hem de işgalci güçlere karşı mücadeleye çağırılmıştır.
  6. Kurtarıcı olarak görülen padişah, hilafet, manda ve himaye düşüncesinin yerini millet ve milliyetçilik düşüncesi almıştır.
  7. Üstü kapalı olarak "Temsil Kurulu"'nun oluşturulmasından bahsedilmiştir.
  8. Mustafa Kemal padişah tarafından kendisine verilen yetkiyi halkın yararı doğrultusunda en iyi şekilde kulanmıştır.
  9. Direniş esasları ilk defa Amasya'da yazılı bir ilke haline getirilmiştir.
  10. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. İlk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiş olup; Evrensel bir maddedir.
  11. Cemiyetleri birleştirmek için Sivas'ta bir kongre toplanma kararı alındı.
  12. Ordu tehris edilmeyecek Erzurum'a gelen delegeler doğrudan Sivas'a gelecekler.

AMASYA GENELGESİ MADDELERİ [değiştir]

  1. Vatanın bağımsızlığı ve bütünlüğü tehlikededir.
  2. Milletin bağımsızlığını ve bütünlüğünü yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
  3. Ulusal bir geçici kongrenin kurulup toplanması şarttır.
  4. İstanbul Hükümeti üzerindeki sorumluluğu yerine getirememektedir.
Kısaca Amasya Genelgesi'nde Kurtuluş Savaşı'nın amaç,gerekçe ve yöntemi belirtilmiştir.

Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır [değiştir]

[kaynak belirtilmeli] İlk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiş olup; Evrensel bir maddedir. Bir ihtilal bildirisi niteliği taşımaktadır. Mustafa Kemal Amasya Tamimi'ni 9.ordu müfettişi sıfatı ile imzalamıştır.

Vikikaynak'ta, Amasya Genelgesi ile ilgili metin bulabilirsiniz.

Sivas'ta bir kongre toplanacağı amasya genelgesinde belirtilmiştir(her ilden halkın güvenini kazanmış 3 delege acil olarak Sivas'a gönderilecektir amasya belediyesi...

Amasya Tamimi’nin imzalandığı yer [değiştir]

Saraydüzü Kışlası'nda (Kışlay-ı Hümayun) yapılmıştır. Mutasarrıf Mehmet Kemal Bey’in önderliğinde, Osmanlı şehzadelerinin eski sarayı yerine “Kışlay-ı Hümayun” veya diğer bir ismi ile “Saraydüzü Kışlası” 1900 yılında yaptırılmıştır. 1919 yılında 5. Kafkas Fırkası’nın karargâhı olan kışla, 12 Haziran 1919’da Amasya’ya gelen Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki askerî erkanın ikâmet yeri olmuştur. Milli mücadelenin o zor günlerinde çok önemli kararlar alınıp görüşmeler yapılmıştır. 21-22 Haziran 1919 gecesi, sabaha kadar devam eden müzakereler sonunda kararlaştırılan ve 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, 20. Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa ile birlikte eski Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Bey tarafından imzalanan Amasya Tamimi’nin bütün dünyaya duyurulduğu yer olması bakımından yakın tarihimizde önemli bir mekân durumuna gelmiştir.

1922’de Amasya ve çevresinde huzuru bozan Ermeni, Rum-Pontos eşkıyaları ve asker kaçaklarının faaliyetlerini ortadan kaldırma görevini üstlenen Merkez Ordusu’nun karargâhı oldu. 1930 yıllarından sonra önemini kaybetmiş, 1935’te kısmen, 1944 yılında da tamamen yıktırılmıştır. Yerine askeri lojman, doğu bölümünde de Subay Orduevi yaptırılmıştır.

1986 yılında, isminin düşündürdüğünün aksine, heyelan belirtilerinin tespiti üzerine Orduevi boşaltıldı ve yıktırıldı. Türkiye Cumhuriyeti'nin doğum belgesi olarak nitelenen "Amasya Genelgesi"nin imzalandığı bu tarihi bina heyelan dolayısıyla eski yerine yapılamadığı için hatırasına binaen Bahçeleriçi Mahallesi'nde belirlenen müsait bir alanda yeniden inşaasına başlanmıştır.

 

 
ÖDEVLER  
  ARKADASLAR MERHABA BEN SİZE İYİ ÖDEVLERİMİ ALMALAR VE BAKMALAR DİLİYORUM HOŞGELDİNİZ SİTEMİZ HAYIRLI UGURLU OLSUN SİZE YARAR SAGLIYACAGINI UMUYORUM!!! İYİ GÜNLER HADE BY!!!!  
basketbal  
  Kuralları [değiştir]


FIBA standardında bir basketbol sahası
Basketbol müsabakaları iki hakem tarafından yönetilir.Maçın başında her iki takımdan da uzun olan bir kişi topu almak için zıplarlar. bu zıplamadan önce hakem topu havaya atar. Ev sahibi takım sahayı seçme hakkına sahiptir. Her devreden sonra saha değişimi yapılır. Oyun, orta saha çizgisinde her takımdan birer oyuncu arasında yapılan hava atışı ile başlar. Hava atışına çıkan oyuncular, topu tek elleri ile takım arkadaşlarına kazandırma hedefini taşır.
Oyun, 10'ar dakikalık dört periyottan oluşur.(Bu süre NBA'de 12 dakika olarak belirlenmiştir.) Beraberlik durumunda uzatma periyodu oynanır. Her takım 1'er dakikalık ilk devre 2, ikinci devre 3 ve uzatma periyodunda 1'er adet mola hakkına sahiptir. İkinci ile üçüncü periyot arasında 15 dakikalık devre arası verilir. Hücum eden takım, kendi sahasını 8 saniye içinde terk etmek, 24 saniye içinde de hücumunu tamamlamak zorundadır, aksi halde top kullanma hakkı rakip takıma geçer. Oyuncu topla birlikte, top sürme (dribbling), pas atma (passing), şut atma (shooting) aktivitelerini yapma şansına sahiptir. Bir oyuncu top sürerken, topu eline alarak durdurursa, tekrar top sürme şansına sahip değildir; topu istediği yöne ve kişiye pas ya da şut atmak zorundadır.
Her takım 5 kişiden oluşur ve takımların sınırsız oyuncu değişikliği hakkı vardır. Eğer faul hakkını doldurmamışsa, her çıkan oyuncu tekrar oyuna dahil olabilir. Bir takımdaki beş oyuncudan genellikle biri post(orta), ikisi guard (point guard, shooting guard) ikisi de forvet (içeriye yardım eden power forvet ve small forvet) oyuncusudur. Ayrıca bu 5'linin değişik varyasyonları da görülebilir.(1guard, 2forvet, 2uzun; 2guard, 1forvet, 2uzun) Oyunu bir baş hakem ve yardımcı hakem olarak iki hakem yönetir.
Her oyuncu beş faulle oyun dışında kalır, tekrar o maç için oyuna dahil olamaz. Her oyuncunun bireysel olarak yaptığı faul sayısının toplamı, takım faullerini de belirler. Toplamda dört takım faulüne ulaşan takımın daha sonra yaptığı her faul, karşı takıma serbest atış kullanma hakkı kazandırır.
Hakem tarafından durdurulmadıkça, top potadan veya çemberden dönerse oyun devam eder. Ayrıca, oyuncu sahayı belirleyen çizgilerin dışına temas etmedikçe, top oyun çizgilerinin dışına değmeden havadan saha çizgisinin dışına çıksa dahi, oyuncu topu içeri çevirebilirse de oyun devam eder.
Her sayı atışından sonra veya hakemin düdüğü çalmasının ardından, oyun ve oyun zamanı durur. Sayı yiyen takımın pota gerisindeki çizgi arkasından topu oyuna sokması ile hem zaman hem de oyun tekrar başlar. Oyun içindeki diğer durumlara göre, hakemin gösterdiği yerlerden, top oyuna sokulur.
Üç sayı çizgisi içinden yapılan her başarılı atış iki sayı, üç sayı çizgisi gerisinden yapılan her başarılı atış üç sayı olarak değerlendirilir. Faullerden veya kural ihlallerinden dolayı kazanılan başarılı serbest atışlar bir sayı olarak değerlendirilir.
Oyuncular iki durumda cezalandırılır: 1- Bireysel kural ihlalleri 2- Faul yapılan durumlar. Kural ihlali veya hatası (hatalı yürüme, topun çizgi dışına çıkması, hücum oyuncusunun üç saniyeden fazla post içinde durması v.b) top kullanma hakkını karşı takıma verir. Yapılan bireysel fauller (itme, çekme, vurma, tutma v.b) ise oyuncunun faul cezası almasını sağladığı gibi faulün yapıldığı yer göz önünde bulundurularak, rakip topu yandan oyuna sokar, ya da serbest atış yapma hakkı kazanır.
Serbest atış hakkı adedi, faulun yapıldığı zaman, yer ve çeşidine göre değişir. Şut atışı sırasında faul yapılmış ve atış sayı olmamışsa, atışı yapan takıma iki serbest atış hakkı verilir. Eğer atış sayı olmuşsa, bir serbest atış hakkı verilir. Bir takım, bir devredeki "takım faul" sınırını geçmiş ve atış sahası dışında faul yapmışsa, o zaman bire-bir denen serbest atış hakkını kullanır. Bu atışta kural, ilk atış sayı olursa, ikinci atış yapma hakkı kazanmaktır. Bire-bir'de ilk atışı kaçıran ikinci atışı yapamaz, top potadan oyun alanına dönerse, oyun devam eder. Teknik faullerde (oyunu geciktirme, sportmenlik dışı davranışlar, hakeme itiraz, izinsiz oyuna girme v.b) iki serbest atış hakkı verilir.
Basketbol karşılaşmalarını, iki ya da üç orta hakem, bir sayı hakemi, bir 24 saniye hakemi ve bir de saat hakemi yönetir. Bazen sayı hakemine bir yardımcı eşlik eder.
Basketbol karşılaşması, genellikle 10’ar dakikadan oluşan 4 periyottan ve 2 devreden oluşur. İki devre arasında 15 dakika ara verilir. Beraberlik durumunda beşer dakikalık uzatma devreleri oynanır.
Topun kurallara uygun olarak oyuna girmesiyle ve bir oyuncunun topa değmesiyle karşılaşma saati işlemeye başlar. Herhangi bir nedenle oyun durduğunda, saat de durur. Hakemin kolunu yumrukla yukarı kaldırması faulü işaret eder. Açık elin ortasına dikilen işaret parmağı ise mola istendiğini gösterir. Mola, bir takımın koçunun istediği kısa aradır. Koç takımının oyuncularına taktik vermek için mola alır. Takımlar bir maç sırasında toplam altı mola (1. devre 2. üç mola ve 3. devre 4. üç mola) alabilir. Maç uzaması durumunda, her uzatma devresinde takımlara birer mola hakkı daha verilir. 4 saniye arasında topu elinde tutamaz. Çünkü 3 saniyeyi geçerse maç baştan oynanır hangi takımın elindeyse o takım sayı kaybeder. NBA'de ise periyotlar 12'şer dakikadan oluşur.

 
bor  
  Bor (element)
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
→ Başlığın diğer anlamları için Bor sayfasına bakınız.



Bor (B)

H Periyodik cetvel He
Li Be B C N O F Ne
Na Mg Al Si P S Cl Ar
K Ca Sc Ti V Cr Mn Fe Co Ni Cu Zn Ga Ge As Se Br Kr
Rb Sr Y Zr Nb Mo Tc Ru Rh Pd Ag Cd In Sn Sb Te I Xe
Cs Ba Hf Ta W Re Os Ir Pt Au Hg Tl Pb Bi Po At Rn
Fr Ra Rf Db Sg Bh Hs Mt Ds Rg Uub Uut Uuq Uup Uuh Uus Uuo

La Ce Pr Nd Pm Sm Eu Gd Tb Dy Ho Er Tm Yb Lu
Ac Th Pa U Np Pu Am Cm Bk Cf Es Fm Md No Lr

Temel özellikleri
Atom numarası 5
Element serisi Metaloidler
Grup, periyot, blok 13, 2, p
Görünüş siyah/kahverengi

Atom ağırlığı 10,811(7) g/mol
Elektron dizilimi He 1s2 2s2 2p1
Enerji seviyesi başına
Elektronlar 2, 3
Fiziksel Özellikleri
Maddenin hali Katı
Yoğunluk 2,34 g/cm³
Sıvı haldeki yoğunluğu 2,08 g/cm³
Ergime noktası {{{Ergime_noktası_K}}} °K
{{{Ergime_noktası_C}}} °C
{{{Ergime_noktası_F}}} °F
Kaynama noktası 4200 °K
3927 °C
7101 °F
Ergime ısısı {{{Ergime_ısısı}}} kJ/mol
Buharlaşma ısısı 480 kJ/mol
Isı kapasitesi 11,087 (25 °C) J/(mol·K)
Atom özellikleri
Kristal yapısı Rombohedral
Yükseltgenme seviyeleri 3 (hafif asidik oksit)
Elektronegatifliği 2,04 Pauling ölçeği
İyonlaşma enerjisi 800,6 kJ/mol
Atom yarıçapı 85 pm
Atom yarıçapı (hes.) 87 pm
Kovalent yarıçapı 82 pm
Van der Waals yarıçapı 208 pm
Diğer özellikleri
Elektrik direnci 150 nΩ·m (20°C'de)
Isıl iletkenlik 27,4 W/(m·K)
Isıl genleşme 5-7 µm/(m·K) (25°C'de)
Ses hızı 16200 m/s (25 °C'de)
Mohs sertliği 9,3
Vickers sertliği 49000 MPa
Brinell sertliği ? MPa
Bor, sembolü B olan atom numarası 5 olan element. Bor trivalent nonmetalik bir element olup boraks ve uleksit bileşiklerinde çokca bulunur. Bor dunya da serbest element olarak bulunmaz. Boronun bir cok allotropu vardır; amorf katı bor kahverengi renkte bir toz iken, sağlam kiristalli bor siyah, sert (Mohsh ölçeğinde 9.3), oda sıcaklığında zayıf iletkendir. Elementel bor yarıilekten endüstrisinde dopant olarak kullanılır iken, diğer önemli boron bileşikleri hafif yapı malzemeleri, toksik olmayan böcek ilaçları, koruyucular ve kimyasal sentez bileşiklerinde kullanılır. Bor bitki gelişmesi için gerekli bir madde iken, yüksek konsantrasyonda bor içeren toprak bitkiler için toksik olabilir. Canlı vucudunda çok az bulunan borun, farelerin ve diğer memelilerin sağlıklı yaşamasında rolü olduğu sanılmaktadır.

Kahverengi amorf bor belli reaksiyonlar sonucu üretilirken, birbirleriyle gelişi güzel düzensiz bağlanan bor atomlarından oluşur. Kristalin bor ise, çok sağlam, yüksek erime noktasına sahip siyah bir materyaldir. Bor kıristallerinin optiksel karakateristik özelliklerinden biri kızılötesi ışık yaymalarıdır. Borun oda sıcaklığında elektirik iletkenliği çok az olduğu halde, yüksek sıcaklıklarda iyi bir iletken olarak davranır.

Bor elementi boş bir p orbitaline sahip olduğu için kimyasal olarak elektronca fakirdir. Bu nedenle genelde lewis asidi olarak davranır, başka bir deyişler elektron zengini bileşiklerle kolayca baglanarak elektron ihtiyacını giderir. Ayrıca bor metal olmayan elementler arasında en düşük elektronegativiteye sahip olduğunda reaksiyonlarda genelde elektronlarını kaybeder, başka bir deyişle yükseltgenir.




Konu başlıkları [gizle]
1 Tarihçesi
2 Kullanım yerleri
3 Türkiye'de bor maden yatakları
4 Stratejik önemi hakkındaki görüşler
4.1 Değerli bir maden olduğu
4.2 Stratejik öneminin abartıldığı görüşü
5 Bor kimyası
6 Tablo 1. Grup IIIA elementlerinin elektronik konfigürasyonu
7 Tablo 2. Grup IIIA elementlerinin bazı özellikleri
8 Dış bağlantılar
9 Kaynakça



Tarihçesi [değiştir]En yaygın bilinen türevi olan "boraks", Araplarca "tinkal" olarak da adlandırılırdı, 16. yüzyılda eritme işlemlerinde kullanılırdı. Yaygın uygulama alanı bulunan borik asit ilk kez 1808’de Homberg tarafından hazırlanmıştır. Ayrıca 1808’de Davy borik asit elektrolizinden amorf bor elde etmiş ve 1856’da Wöhler ve Sainte-Claire Deville tarafından kristalin modifikasyonu tarif edilmiştir.


Kullanım yerleri [değiştir]Bor mineralleri, sanayide sayısız denicek kadar çok çeşitli işlerde kullanılmaktadır. Bor minerallerinden elde edilen boraks ve asit borik; özellikle nükleer alanda, jet ve roket yakıtı, sabun, deterjan, lehim, fotoğrafçılık, tekstil boyaları, cam elyafı ve kağıt sanayinde kullanılmaktadır. çok mükemmel bir kristaldir


Üretim için kullanılan diğer bir yöntem de şudur. A.B.D. Kaliforniya'da bazı tuzlu su çözeltilerinde % 1,5 kadar boraks bulunur. Borakslı göllerden itibaren sadece bir kristallendirme işlemiyle elde edilen üründe, sodalı su ile yapılan tekrar kristallendirmeler yardımıyla saf hale getirilir. (Borik asitin zayıf bir asit olması nedeniyle boraks, su etkisiyle kısmen hidrolize uğrar; olayısıyla meydana gelen boraks kristallerinin bir kısmının hidrolizini önlemek için, boraksın sodyum karbonat eşliğinde kristallendirilmesi gerekir.) (3-5). Türkiye'de büyük çapta boraks üretimi, 1968'de Bandırma'da Etibank Boraks ve asitborik fabrikalarında önce kolemanitten başlayarak yapılmıştır. Öğütülmüş kalsine kolemanit, Na2CO3 ve NaHCO3 ile reaksiyona sokulur, reaksiyon sonucu oluşan CaCO3 çamurunun süzülmesiyle geriye kalan ana çözelti kristallendirilir, ayrılan kristaller kurutulur ve torbalanır. (3).

2( 2CaO.3B2O3 ) + 4NaHCO3 + Na2CO3 + 28H2O › 3Na2B4O7.10H2O + 4CaCO3 + CO


Türkiye'de bor maden yatakları [değiştir]Bor mineralleri, dünyanın sayılı bir kaç ülkesinde bulunur. Bunlar içinde %72 oranı ile en zengin ülke, Türkiye’dir. [1] Ancak üretimin ve ihracatın sınırlı olması nedeniyle bu maden, yurt ekonomisinde önemli bir yer tutmamaktadır.

Başlıca bor yatakları; Balıkesir, Kütahya, Bursa ve Eskişehir’de bulunmaktadır. Bor minerallerini işletmek için Kırka, Emet, Bigadiç, ve Kestelek'te tesisler bulunmaktadır.


Stratejik önemi hakkındaki görüşler [değiştir]
Değerli bir maden olduğu [değiştir]Bor'un önümüzdeki çağın en popüler madeni olacağı, petrolden bile önemli olduğu, bazı güçlerin Türkiye'deki bor madenlerini ele geçirmek için oyunlar oynadığı görüşü hakimdir. [2]


Stratejik öneminin abartıldığı görüşü [değiştir]Türkiye'de bor üretiminden çok yüksek kazançlar elde edilebileceğinin yanlış bir inanç olduğu, dünyada %66 [3] rezerve sahip olduğu halde, pazarın sadece %25'ini elinde tutan Türkiye'nin bor madenini teknolojide kullanmadan bir katma değer yaratamayacağı düşünülmektedir. [4]


Bor kimyası [değiştir]
Boraks kristaliBorun temel cevherleri; kernit (Na2B4O7.4H2O), boraks (Na2B4O7.10H2O), kolemanit (Ca2B6O11.5H2O) ve uleksit (NaCaB5O9.8H2O) gibi boratlardır.

Bor elementi, periyodik sistemin 3.grubunun başında yer alır.
Elmastan sonra en sert madde olan ametal bor gri-siyah
kristalin veya amorf mikrokristalin, yeşilimsi sarı renkli bir
yapıda olup başlıca özellikleri aşağıdaki gibidir.
Periyodik Sırası : 5 Atom ağırlığı : 10.82 Izotopları -B10 : % 19.57 -B11 : % 80.43 Termik nötron absorbsiyon kesidi -B10 : 40.10 Barn -B11 : 07.5 Barn Kristal Yapısı : Tetragonal-Hekzagonal Yoğunluğu -Kristalin : 2.33 g/cm -Amorf : 2.34 g/cm Erime Noktası : 2190 °C (-20 °C) Sertliği : 9.3 Mohs


Bor bileşiklerinin yaygın kullanımları ve borun element olarak erken tanımlanmış olmasına karşın, bor kimyası çalışmaları nispeten kısıtlı bir alanda sürdürülmüştür. Bunun nedenleri; temel olarak bor bileşiklerinin hidroliz veya oksidasyona yönelik stabil olmayan nitelikleri ve malzemelerin birçoğunun kullanımındaki yapısal zorluklarıydı. Nihayet Stock ünlü deneysel vakum tekniğini geliştirince bor kimyasının araştırılmasında yeni bir kapı aralandı.

Grup IIIA elementlerinden sadece bor bir ametaldir. Bu gruptaki diğer elementler; alüminyum, galyum, indiyum ve talyumdur.

Grup IIIA elementlerinin elektronik dizilimi Tablo 1.’de listelenmiştir ve elementlerin özellikleri ise Tablo 2.’de belirtilmektedir. Bor, gruptaki diğer elementlerden çok daha küçük bir atomdur. Bu durum, ametal bor ve metal özellikteki diğer grup elemanları arasında belirli farklılıklara neden olur.

Ga, In ve Tl’un atom büyüklükleri periyodik sınıflandırmada kendilerinden hemen önce gelen elementlerin elektronik iç yapılarından etkilenir (özellikle lantanitten sonra gelen talyum örneğinde görüleceği gibi). Bu nedenle de atom yarıçapı ani şekilde veya standart olarak bu elementlerin artan atom numaralarıyla birlikte artmaz. Bu elementlerin göreceli şekilde küçük oluşları gruptan aşağı inerken bile beklenen şekilde azalmayan nispeten yüksek iyonizasyon potansiyeli içermelerine neden olur.

Bu elementlerin hiçbiri en ufak şekilde bile basit bir anyon oluşturma eğiliminde değillerdir. Elementlerin elektronik konfigürasyonlarının da mantıklı kıldığı biçimde en sık rastlanır oksidasyon seviyesi +3’tür. Nispeten yüksek olan bu değer, göreceli olarak küçük iyonik yarıçaplarla biraraya gelerek üstün polarize nitelikleri olan tipler ortaya çıkarmaktadır.

Buna bağlı olarak, +3 değerli bileşiklerin elementleri baskın şekilde kovalenttir; bu kovalent nitelik ayrıca göreceli olarak elementlerin yüksek ilk üç iyonizasyon potansiyelinden de kaynaklanmaktadır. İstisnai olarak kendi kimyasında ametal olan bor haricindeki diğer IIIA elementleri su çözeltisinde +3 değerlikli iyon olarak bulunurlar. Bu iyonlar yüksek oranda su içerirler, ancak hidrasyon ısıları çok yüksektir.

Çok yüksek sıcaklıkta (2000°C) bor birçok metalle raksiyona girerek borürler oluşturur. Bu madde çok serttir, kimyasal olarak stabildir ve metalik iletkenliği gelişmiştir. Bazı metalik borürlerin kristallerinde bor atomları aralıklıdır, diğerlerinde zincirler veya bor atomu katmanları (tabakaları) mevcuttur. Magnezyum borür (MgB2), diğer borürlerden farklı olarak bor hidrür karışımları üretecek şekilde hidrolize formda mevcuttur.

Bor, amonyak veya nitrojen ile yüksek sıcaklıklarda bor nitrür (BN) oluşturacak şekilde reaksiyona girer. Bu malzeme karbonla izoelektroniktir ve grafite benzerdir, fakat farklı olarak bor ve nitrür atomları içeren kristal bir yapısı vardır. Çok yüksek sıcaklık ve basınçta BN’ün bu modifikasyonu elmas türü kafes (latis) formuna dönüşür ve elmas kadar serttir.


Tablo 1. Grup IIIA elementlerinin elektronik konfigürasyonu [değiştir] Z 1s 2s 2p 3s 3p 3d 4s 4p 4d 4f 5s 5p 5d 6s
B 5 2 2 1
Al 13 2 2 6 2 1
Ga 31 2 2 6 2 6 10 2 1
In 49 2 2 6 2 6 10 2 6 10 2 1
Tl 81 2 2 6 2 6 10 2 6 10 14 2 6 10 2

Tablo 2. Grup IIIA elementlerinin bazı özellikleri [değiştir] Bor Alüminyum Galyum İndiyum
Erime Sıc. (°C)
123
660 30 157
Buharlaşma Sıc. (°C) 0194 2519 2204 2072
Atomik yarıçap (pm) 80 125 125 150
İyonik yarıçap Me3+(pm) 20 52 62 81
1. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 801 579 579 560
2. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 2422 1814 1968 1814
3. İyonizasyon enerjisi (kJ/mol) 3657 2740 5953 2692
Hidrasyon ısısı (kJ/mol) − 4690 − 4703 − 4159
İndirgenme (Me3+/Me) potansiyeli (V) − 1,67 − 0,52 − 0,34
 
silisyum  
  Silisyum
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
Silisyum, yeryüzünde en çok bulunan elementlerden bir tanesidir. Yarıiletken özelliğe sahip oluşu ve doğada çok bulunması, transistör, diyot ve hafızalarda kullanılabilmesinin pratik oluşu, entegre devrelerin ve bilgisayarların silisyum teknolojisi üzerine inşa edilmesini sağlamıştır. Bugün, "Silikon Vadisi" denilen dev endüstrinin adı bir silisyum bileşiği olan silikondan gelmektedir.

Atom numarası(proton sayısı) 14'tür. "Si" simgesi ile gösterilir. Oda sıcaklığında katı haldedir. 4A grubunda 2. periyotta bulunur. Nötr haldeki elektron dizilimi ilk katmanda 2, ikinci katmanda 8, üçüncü katmanda 4'tür. Kararlıya yapıya sahip değildir (Nötr halde). yoğunluğu 2,33 g/ml'dir. Bağıl atom kütlesi (İzotopların ortalama kütlesi) 28,0855'tir. Kararlı hale geçerken aldığı yükler nedeniyle ve ayrıca doğada çok bulunduğu için yakın gelecekte tıpkı karbon selektörleri olduğu gibi silisyum selektörleri de olacağı tahmin edilmektedir.

Camın ana maddesi kum olarak bilinir.Bunun sebebi camın asıl hammaddesi olan silisyumun kumda özellikle de deniz kumunda çok bulunmasıdır.

Silisyumun ilk keşfi 1824 yılında Berzelius tarafından gerçekleştirilmiştir.

Silisyum doğada siliksat asidi (mSiO2.nH2O) ve tuzları halinde bulunur. Yerkabuğunun yaklaşık %25.7 si bu elementten oluşur. Oksijenden sonra bileşikleri halinde en fazla bulunan elementtir. Silisyum oksit (SiO2) doğada kum ve kuartz şeklinde bulunur.

Silisyumun iki tane allotropu vardır. Bunlardan birincisi saf kristal silisyumdur. Saydam olmayan koyu gri renkli, parlak sert ve kırılgan olup örgü yapısı elmasa benzer. Diğeri ise amorf silisyumdur. Koyu kahve renkli olup tane büyüklüğü nedeni ile kristal silisyumdan ayırt edilebilir. Kolay reaksiyon verir.

Saf olarak silisyum eldesi, silisyum oksidin kok kömürü (grafit) ile elektrikli fırında indirgenmesi sonucunda gerçekleşir. Gerekenden daha fazla karbon kullanılırsa silisyum karbür (SiC) oluşur.

SiO2 + 2C à Si + 2CO

Silisyum klorür (SiCl4 ) önce fraksiyonlu destilasyon yöntemi ile saflaştırılır. Daha sonra hidrojen ile indirgenir. Bu şekilde çok saf silisyum elde edilir.

SiCl4 + 2H2 à Si + 4HCl

 
halide edip adıvar  
  Halide Edip Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d.1882 - ö.9 Ocak 1964)Türk yazar ve siyasetçi. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır.


Hayatı [değiştir]1882 yılında İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi'nde okudu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. Bu sıralarda Salih Zeki Bey'le ilk evliliğini yaptı. 1899 yılında henüz çevirdiği J. Abott'ın "Ana" adlı eseriyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden mezun oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. Bu nedenle Osmanlı içerisindeki muhafazakar çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında kısa süre için Mısır'a gitti. 1909'da İstanbul'a geri döndü ve öğretmenlik ile müfettişlik görevlerinde bulundu. Balkan Savaşları sırasında hastanelerde hizmet verdi. Halide hanım Kurtuluş Savaşı sırasında askeri üniforma giymiştir. "Onbaşı" olarak anılmıştır. Eğitim ve sağlık alanında yürüttüğü bu çalışmalar Halide Edip'e çeşitli kesimlerden insanları tanıma imkanı tanıdı. 1917'de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile yaptı. 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda, İzmir'in İşgali'ni protesto mitinginde çok etkili bir konuşma yaptı. Bir dönem Amerikan mandasını savundu. 1920'de onbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşı'na katıldı, sonra da üstçavuş oldu

Kurtuluş Savaşı'nı müteakiben Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti döneminin başlamasından sonra, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939 yılına kadar yurtdışında yaşadı. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Bölümü başkanlığına getirildi.

1950 yılında Demokrat Parti listesinden TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 1954 yılında bu görevinden ayrıldı ve inzivaya çekildi. Adıvar, 9 Ocak 1964 yılında İstanbul'da 82 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

Halide Edib'in kitaplarında genellikle ,benzer temalara rastlanmaktadır:Bağımsız kadın karakterlerin karşılarındaki büyük engellere ve düşünce karşıtlıklarına rağmen başarılı olması.


Eserleri [değiştir]Yeni Turan1912
Mor Salkımlı Ev1963
Ateşten Gömlek1923
Vurun Kahpeye1923
Yolpalas Cinayeti1937
Hayat Parçaları1963
Sinekli Bakkal1936
Dağa Çıkan Kurt1922
Zeyno'nun Oğlu1928
Döner Ayna, Sevda Sokağı1954
Mev'ut Hüküm1918
Himmet Çocuk
Handan1912
Türk'ün Ateşle İmtihanı1962
Kerim Usta'nın Oğlu1958
 
Bugün 17 ziyaretçi (25 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol